Connect with us

Enerji tasarrufuna yönelik üretim teknolojileri ve akıllı bina otomasyonu

Yayın Tarihi:

on

WAGO, pazarın geleceğine yönelik ürün geliştirme ve çözüm üretmeye yardımcı olmaya ilgi gösteren mühendisleri istihdam etmeyi özellikle istemektedir. WAGO geliştiricilerinin geleceğe yönelik ana konularından birisi, hem firma içerisinde hem de özel müşteri çözümlerinde, enerjinin verimli kullanılmasıdır.

Almanya’da Minden ve Sonderhausen’de bulunan üretim lokasyonlarından her ikisi de Enerji Yönetim Sistemleri için uluslararası standart olan DIN EN ISO 50001 uyarınca sertifikalandırılmıştır.

Sertifikasyon ile görevlendirilmiş TÜV Süd denetçileri yalnızca enerji yönetim sistemine başarılı başlangıcı değil aynı zamanda WAGO çalışanlarının enerji verimliliği başlığındaki yüksek bilincini onayladı.

Firma yenilikçi enerji tasarrufuna yönelik üretim teknolojilerine güvenmektedir. Diğer bütün unsurların yanında, tasarruf potansiyeli ısı geri kazanımlı, modern bina teknoloji konsepti ile bina teknolojilerinde de verimli bir şekilde kullanılmaktadır.

Enerji yönetiminde ISO 50001 ile sertifikalandırıldık

Yeni beyin takımı WAGO tarafından yapılmış ve akıllı bina otomasyonu ile donatılmış Minden lokasyonunda, 250 Ar-Ge çalışanı ile tamamlandı. Burada enerji tüketimi EnEV’nin (Alman Enerji Tasarruf Yönetmeliği) gerektirdiği oranın %15 altındadır. Almanya’da enerji verimliliği için uygulanan yüksek standartlar uluslararası olarak da uygulanmaktadır.

WAGO’nun ortak görevlerinden birisi olan enerji yönetimi için özel bir departman ve tüm alana yayılan bir deneyim değişimi önemlidir.

Bütün endüstriyel uygulamalar için enerji verimliliğinin önemi WAGO’nun uluslararası birçok projesinde ortaya çıkmaktadır.

Bu yüzden WAGO müşterisi BMW ile birlikte aydınlatma için enerji tüketiminin düşürülmesi konusunda standartları belirlemektedir. Bavyeralı otomobil üreticisinin üretim bantlarında 2009’un sonundan itibaren üretim bantlarında, aydınlatma için gerekli olan enerji kullanımını yaklaşık olarak %30 oranında düşüren, yeni bir aydınlatma dizaynı kullanılmaktadır.

Bu aydınlatma sistemi dizaynı için temel oluşturan WAGO I/O-SYSTEM 750’ye ait Ethernet kontrolör, ona ait çeşitli bus modülleri ile birlikte, üretim binası switch kabinlerine yerleştirilmiştir.

BMW tarafından standartlaştırılan WAGO Aydınlatma Dağıtım Kabinleri şirketler grubu içerisinde çok geniş bir alanda, 100’den fazla kurulumla kendilerini ispatlamıştır.

Endüstrinin bir partneri olarak WAGO’nun özgün, komple çözümleri üretimde büyük verimliliği garanti eder. Endüstriyel üretimde, enerji maliyetlerine ek olarak, sistemin verimliliği önemli bir parametredir. Burada da WAGO özgün, komple çözümler sunmaktadır.

Yakın dönemde WAGO gıda endüstrisinde global olarak aktif bir müşteri için, sistem verimliliğini detaylı bir şekilde analiz eden müşteri odaklı, komple bir çözüm geliştirdi. ETHERNET kontrolör ve kontrol paneli gibi donanımlara ek olarak bu sistem ayrıca yazılım programını, değerlendirme çizelgelerini ve veri kaydı için dosyaları içermektedir.

WAGO teknolojisinin kullanımı 6 SIGMA kalite yönetim sistemi uyarınca otomatize üretkenlik ölçümüne olanak sağlamaktadır.

Endüstrinin bir partneri olarak WAGO’nun müşterinin spesifik ihtiyaçlarına yönelik çözüm önerme felsefesi aynı zamanda bir uluslararası kimya ve ilaç firmasının projesinde ortaya çıkmıştır. Firmanın yaklaşık olarak 100 lokasyon ve 30 ülkeye dağılmış ürün verisi kayıt sistemi için WAGO müşteri odaklı bir sistem dizayn etti ve uyguladı.

WAGO’nun OPORT sistem panoları dünya ölçeğinde duruş zamanları ve ihraç miktarları dahil olmak üzere tüm üretim verisini kaydediyor ve bu verileri intranet üzerinden firmanın veritabanına hızlı bir şekilde iletiyor. Hazır OPORT sistem panoları mevcut üretim sistemlerine göre hızla ve kolayca teknolojik açıdan revize edilebilmektedir.

Devamını Oku
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ev Otomasyonu

Somfy Home alarm ile her eve güvenlik

Yayın Tarihi:

on

Eviniz, mutluluğunuzun ve hayatınızın merkezi… Bu yüzden evinizin güvenliğini sağlamanız her şeyden daha önemli. Evde değilken de içinizin rahat etmesini sağlayacak çözümü ise akıllı ev ve otomasyon sistemlerinin dünyaca ünlü markası Somfy sunuyor: Somfy Home Alarm, kolay kurulumu ve rahat kullanımıyla, evinizi ve ailenizi koruyor.

Davetsiz misafirlere giriş izni yok…

Somfy’nin en yeni güvenlik çözümlerinden biri olan Home Alarm ile evinizi izinsiz girişlere karşı koruma altına alabilirsiniz. Somfy Home Alarm, evinize giriş yapılmaya çalışıldığını tespit ettiği anda, yabancıların içeriye girmesine fırsat bile vermeden, 110dB siren ile onları caydırıyor. Ayrıca eş zamanlı olarak akıllı telefonunuza da bir bildirim göndererek sizi anında durumdan haberdar ediyor ve gerekirse müdahale etmenizi sağlıyor.

Kolay kurulum ile etkili çözüm…

Somfy Home Alarm, her eve son derece kolay bir şekilde kurulabiliyor. WiFi bağlantısı ile kolayca ayarlanıyor. IOS yazılımlı cihazlarla kurulum yapıldığında şifrelemeye de gerek kalmıyor. Yedek pilleri bulunduğundan elektrik kesintilerinde çalışmaya devam ederek evinizi yine güvende tutuyor. Kutuya dahil olarak gelen 2 anahtarlık kumanda sayesinde, evinize yaklaştığınızda sizi algılayarak sireni kapatıyor ve evinize rahat bir şekilde giriş yapmanızı sağlıyor. Kapı/pencere ve hareket sensörleri sayesinde de eve izinsiz bir giriş olduğunda anında tespit ediyor.
Güvenliğiniz için tüm gerekenler bir paketin içinde…
Somfy Home Alarm paketinde; 3 adet IntelliTag™ kapı ve pencere güvenlik sensörü, 2 adet anahtarlık kumanda, 1 adet siren ve 1 adet de hareket sensörü yer alıyor.

Devamını Oku

Mimarlık

HTTF, asma germe membran sistemlerine mimari yaklaşımını geliştiriyor

Yayın Tarihi:

on

HTTF firmasına konuk olduk ve Yüksek Mimar İsmail Sarıay ile bir söyleşi gerçekleştirdik. İzmir-Tire’de faaliyet gösteren ve asma germe membran sistemleri üzerinde uzmanlık geliştirmiş olan HTTF’nin faaliyetlerinden bahseden İsmail Bey, sektöre ilişkin de görüşlerini paylaştı bizlerle.

İsmail Bey, mimarlık öğesi olarak yaptığınız tüm çalışmalar asma germe membran sistemleri üzerine, ülkemizde yeni gelişen ve şimdiden çok önemli bir yer tutan bu sisteme ilginiz nereden geliyor?

1996 yılında Mimarlık Fakültesi mezuniyet projesi olan “Seferihisar Yelken Milli Takım Kampı Projesi” ile başladı. Hemen hemen herkes mimari öğeleri bina tasarımları, alışveriş merkezleri, büyük spor kompleksleri yapmak olarak düşünür. Ben daha çok bu unsurları oluşturan detaylara ilgi duydum. Asma germe membran sistemleri bunun tamamlayıcısı olarak gördüm. Ülkemizde de böyle bir potansiyelin varlığını araştırdıkça gördüm.

Yüksek Mimar İsmail Sarıay

Bu kararı verirken sizi en çok etkileyen ne oldu?

2010-2012 yılları arasında Viyana Teknik Üniversitesi’nde (TUW) asma germe membran sistemler hakkında yüksek lisans çalışmaları ile devam ettim. Buradaki hocalarım yönlendirdi diyebilirim. Yüksek lisans çalışmalarını da bu konu üzerine yaptım.

Bu çalışmalarınız bittikten sonra profesyonel olarak çalışmalarınıza nasıl yön verdiniz?

1999 yılında “Royaltente” şirketinde “Dizayn Departman Şefi” ve “Teknik Müdür” olarak, daha sonra aynı şirketin devamı olan “Recon AŞ”de ortak ve “İzmir Şube Direktörülüğü” dâhilinde ve yine kurucu ortaklarından olduğum “ARCH-ART LTD. ŞTİ” bünyesinde sayısız tasarım yaptım.

Piyasa deneyiminiz çok gelişmiş olmalı bu süreçte. Kendi firmanızı ne zaman kurdunuz? Kendi firmanızı kurmaya zorlayan sebepler neler?

Mimarlar kendilerini özgün tasarımları ile ifade etmek isterler. Her mimar özgün büyük bir proje yapmak ister. Bu nedenle daha özgür çalışmak için 15 yıllık tecrübem ışığında 2014 yılı başından itibaren HTTF Ltd Şti’ni (High Tech Tensile Fabric) kurduk. Bugüne kadar da yurt içinde ve yurt dışında birçok projeye imza attık.

Özgün tasarım derken, buna çalışmalarınızdan bir örnek verebilir misiniz?

Tabii, HAYES LEMMMERZ firmasının logosunu özgün bir tasarım yaptık. Bunun resimlerini vermek isterim, uygulaması çok ilginç bir çalışma olmuştu. Tabii bu biraz da müşterinin konuya bakış açısıyla da ilgili. Aynı heyecanı sizi tercih eden müşterinizde de hissedince ortaya çok hoş bir çalışma çıkıyor.

Neden Tire?

Tire benim doğup büyüdüğüm yer. Bence her girişimci ahde vefa edip memleketine yatırım yapmalı. Tire aslında çok gelişmiş bir sanayi bölgesine sahip. Otoyol nedeniyle birçok merkeze ve tedarikçimize yakınız. Pek kırsal sayılmasa da İzmir’e 90 km uzaklıkta. Zaten bütün operasyonlarımızı müşterilerimizin kendi bölgelerinde gerçekleştiriyoruz. Biz bunu avantaja dönüştürmeyi bildik.

Bize geleceğe dair projelerinizden biraz bahseder misiniz?

Şu anda Tire Organize Sanayi Bölgesi’nin hemen yanında bir fabrika inşaatımız sürüyor. Önümüzdeki 4. çeyrekte bitirmeyi planlıyoruz. Çevreye zarar vermeyecek şekilde yeşil bir proje. Burada sabit demo olarak gösterebileceğimiz farklı tasarımlar olacak. Hatta şimdiden bu tasarımın bazı parçalarını uyguladığımız gölgeleme sistemlerini kullandık. Su deposu, garaj gölgeliği, giriş kapısı, misafirhane hatta sosyal tesisleri bu şekilde planladık. Bir kısmını da gerçekleştirdik.

Ürün geliştirme ile gelecek hedefleriniz neler?

Burada bir konuya daha değinmek isterim, iyi bir Ar-Ge ekibimiz var. Yarı zamanlı buna katılan mühendis arkadaşlarımız var. Otomatik açılır kapanır, hidrolik sistem tahrikli 100 m2 ve üzeri standart ürün üretmeyi planlıyoruz. Bunların ön çalışmaları ve prototip çalışmalarına başladık. Ar-Ge konusunda iddialıyız diyebilirim.

Diğer bir konu ise fleks güneş enerjisi hücreleri ile kendi kendine yeterli aydınlatması ve çalışması olan bir proje üzerine çalışmaya da başladık. Bunun araştırmalarına devam ediyoruz. Bu konuya en çok yabancı müşterilerimiz ilgi duyuyor. Yakın bir gelecekte bu tür sistemler bir gereklilik olacak.

Sektörünüzün sorunlarından bahsetmek ister misiniz?

Elbette, her ne kadar gelişmekte olan bir sistem üzerinde çalışıyorsak da bu işi hakkını vererek yapan insanların yanı sıra statik ve dinamik testlerini simule etmeden proje yapan firmalar var.  Haliyle maliyetleri düşük oluyor. Sonrada uygulama sırasında veya sonrasında bir fırtına anı veya kar yükü diyebiliriz mekanik veya iklimsel sorunlar çıkıyor. Bu da haliyle maddi kayıp ve yaralanmalı hatta ölümcül kazalar sebep olabiliyor. Kimsenin işini küçümsemek istemem ama bir tente imalatçısı bile böyle bir işe girişebiliyor. Hatta bu konuda uygulaması yapılmış bizim düzeltmemizi istedikleri veya yeniden yapılması istenen projeler tekrar bize geliyor.

Devamını Oku

Etkinlikler

Kapı Çalıştayı, uzmanları bir araya getirdi

Yayın Tarihi:

on

2. Kapı Çalıştayı 7 Mart 2019 tarihinde, İstanbul Reed Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yurtiçinden ve yurtdışından sektörle ilgili 300 misafirin katılımıyla gerçekleşen çalıştay, sektörün sorunlarını dile getirmek için yeni bir bakış açısı yaratmış, uzman konuşmacılar önderliğinde yapılan çözüm önerilerinin etraflıca tartışılmasını sağladı.

Yıldız Sunta MDF AŞ sponsorluğundaki Kapı Çalıştayı için moderatörlüğü Orsiad Gazetesi Yayın Sahibi Fikret Demir’ üstlenirken, her biri sektörün uzmanı olan konuşmacılar şöyle sıralandı:

  • Ağaç İşleme Makine ve Yan Sanayisi İş Adamları Derneği (AİMSAD) Yönetim Kurulu Üyesi Gürkan NECİPOĞLU
  • Ala Kapı Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem UÇAK
  • İçmimar, Endüstriyel Ürün Tasarımcı, Gelişim Üniversitesi Öğretim Görevlisi RETA Mimarlık Kurucusu Y. Taner GÜLTEKİN
  • Molaş Entegre Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet MOL
  • Cesadoor Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz MUTLUBEY
  • Positive Çelik Kapı Dış Ticaret Müdürü, Yönetim Kurulu Üyesi Samed KILIÇ

Kapı nedir?

Kapı Çalıştayı konuşmacılarından Y. Taner GÜLTEKİN, konuşmasına “Kapı nedir” sorusuyla başladı.

“Öncelikle bir konuya değineyim akademisyen olarak. Kapı nedir, hangi tarihten itibaren ihtiyaç doğmuştur, günümüzdeki beklentileri nelerdir? Yaklaşık 5000 yıl öncesine kadar yapılmış olan araştırmalarda tarihteki ilk bilinen Mısırlıların resmettiği kapı vardır ki o dönem insanı bunu ölüm sonrasına açılan bir kapı olarak nitelendirmişlerdir. Arkeologların İsviçre’de bulmuş oldukları kapı ise, gündelik yaşamın bir parçasıydı.  Kapılar kullanıldıkları mekânlara ve yerlere gizlilik ve güvenlik sağlamak amacıyla kullanımlarının yanı sıra yapılara girmeye, alanları birbirinden bölmeye ve kazanmaya yarayan önemli bir unsurdur. Bu unsurla beraber antik çağlarda çokça kullanılan kapılar bildiğiniz gibi taştan yapılan kapılardır. Bu kapılar MS 1. yüzyılda Roma’da bronz kapılar olarak kendisini bulmuş ve ondan sonraki zaman içerisinde de Ortaçağ’da kent savunmasına yönelik ihtişamlı kapılar yapılarak çeşitli dirençlerini ve işlevlerini yerine getirmiştir.

Fransa ve Almanya’da yapılan kapıyla ilgili çalışmalar varken Osmanlılar için de kapı büyük önem taşımaktaydı. Hatta kapı ve tokmaklarıyla ilgili Osmanlı insanının sosyal hayatı ve hayata bakışı hakkında önemli bir kültür simgesi olarak kullanılmaktaydı. Bu anlamda kapılardaki işlemeler yanı sıra kapının ince ve bir anlamda da dekoratif unsur olması oradaki mekân sahibine bir statü olarak anlaşılmaktaydı. Ayrıca hepimizin bildiği gibi birçok sanatçıya da tasarım ve yaratıcılık imkânı sunan kapı tokmakları da bulunmaktaydı. Kapı tokmakları kalın ve ince sesli olarak yapılmış olup, kapıyı vuran kişinin eğer inceyse bir kadın olduğu, kalın, tok bir ses çıkarıyorsa da erkek olduğu veya bir tehlike olduğu anlaşılıyordu. Ona göre hareket ediyorlardı. Biz mesleğin içerisinde olan kişiler olarak tabii ki çok farklı kapılar yapmak ve o kapılarla ilgili o mekanı bahsettiğim gibi ekstra bir yüceltmek, etki altına almak amaçlı tasarımlar yapmayı tercih ediyoruz.

Bunları yaparken o mekanla alakalı olarak tasarım öğesini kullanmaktayız. Savaş Bey’in sunmuş olduğu kapı dizaynlarına baktığımızda büyük çoğunluğunun bizim tasarladığımız dekorlar ve dizaynlar olduğunu görerek gerçekten gurur duyduğumuzu belirtmek isterim. Ayrıca sizlerin bizlere verdiği her zamanki desteğe bir kere daha teşekkür ederim.

Bizim tasarımcı olarak yaptığımız mekanlardaki şeyler tabii ki kreatif bir çalışmayı gerektirmekte. Ama bir iç mimar daima burjuva sınıfına hizmet eden ekstra orijinal kapılar yapan bir meslek grubu değildir. Aynı zamanda bu meslek grubu sosyal içerikli mekanlarda sosyal mekanların da kapılarını yapmaktadır. Bütün bunları tasarlarken sosyal mekanlar içerisinde okullar, hastaneler, kreşler, yurtlar ve benzeri yerlerde olmazsa olmaz olarak ölçü ve kalibre konusuna dikkat edilmektedir. Birçok üretici ve firma sahibinin de bildiği gibi Neufert diye bildiğimiz insan, mekân ve eşyanın içerisinde yer aldığı ölçülendirme üzerine bir başucu kitabımız vardır. Burada insanın hangi mekânı ne tarz kullanacaksa boyuyla, eniyle, fonksiyonuyla kaç kişinin gireceğiyle nitelendirerek o kapılarla bir fonksiyon içerik oluşturmak mümkündür. Kapılar iç mimar arkadaşlarımızın daima şaşaalı yapmak zorunda olduğu şeyler değildir. Benim öğrencilerim de burada olduğu için ayrıca belirtmek isterim ki tasarımlarınızda hiçbir zaman ne kadar süslü, abartılı olursa o iş çok iyi not alır diye düşünmeyin. Çünkü proje kendi içerisindeki mekân algısıyla beraber kapıya bir anlam katmaktadır.

Piyasada nereye odaklandıysak oraya özgü kapı üretmek lazım. Rastgele kapı üretmek özveriyle çalışmanın ötesinde bir şey değildir. Şimdi arz talep meselesi var. Bu yapılan tasarımlarda hedeflenen kitle beklentileri nelerdir, bunları iyi araştırıp tespit etmek gerekiyor. Bunları değerlendirmek için oturduğumuz yerde bekleyerek benzer birtakım yerlerde ben çok çalışıyorum çok çaba gösteriyorum diyerek durduğumuz yerlerde efor kaybetmenin bir manası yok. Bunun için benzer gruplarla birlikte çalışmamız lazım. Bizim sektörümüzde de bu işi yapanlar ve mezunlarımız var. Bu arkadaşlarımıza istihdam yaratın, okul hayatından itibaren destek olun.

Okulu üçüncülükle  bitirdiğimde 1982’de beni Ankara’daki Orsan Mobilya’dan Eyüp Bey çağırdı, Ankara’ya davet etti. Tasarımın en popüler olduğu yer İstanbul’du. Ankara’daki yer standart bir mobilya kapı üreten bir yerdi. Teknik lisedeki okullardan mezun olan arkadaşlarımızın tasarımlarıyla ben ayrı bir grup oluşturdum. İstanbul’dan arkadaşlarımızı getirerek dizayn ofisi şimdi Ar-Ge dediğimiz ofisi kurduk. Fabrikanın çalışmasına engel olmayacak şekilde paylaşarak oralarda üretimleri destekleyerek çalıştık. Ankara’daki iç mimar algısını, oluşumunu biraz şekillendirdim diyebilirim. Yani Ar-Ge’den korkmayın, daha önce atılmış olan bir taş ürküttüğünüz kurbağaya değecektir. Mutlaka geri dönüşü olacaktır. Renk, sadece dizayn değil olayın iç yapısı, içeride kullanılan malzemesi, bunların içerisindeki ekolojik özelliklerine dikkat edildiğinde Avrupa piyasaları sizlere açılacaktır. Bunları yaşam tecrübeme ve mesleki dergilere bakarak söylüyorum. İşler zor ama kapıya kilit vurmak için erken diye düşünüyorum.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com