Connect with us

Stadyumlardan AVM’lere dev projelerde Serge Ferrari imzası

Yayın Tarihi:

on

Güneşten koruma ve çatı-cephe sektörünün global ölçekte köklü firmalarından Serge Ferrari’nin Türkiye Satış ve Spesifikasyon Müdürü Sinan Yoğunali ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Sinan Bey Serge Ferrari’nin üretim süreçleri ve ürün gamına ilişkin bilgiler verirken, Türkiye pazarındaki faaliyetleri hakkında da ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu.

Öncelikle firmanızı kısaca tanıyabilir miyiz?

Serge Ferrari 1973 yılında Fransa’da kurulmuştur. Merkez fabrikalarımız Lyon şehrine yakın La Tour du Pin bölgesindedir. Üretimimiz Fransa ve İsviçre fabrikalarımızda gerçekleşmektedir. Üretimini gerçekleştirdiğimiz ürünler 100% geri dönüştürülebilir, çevre dostu ürünlerdir. İtalya’da bulunan fabrikamız, Texyloop markamız altında geri dönüşüm faaliyetlerinde bulunmaktadır. Serge Ferrari bugün 80’i aşkın ülkede 700’den fazla çalışanı ile pazar lideri olarak üretim, pazarlama, satış ve dağıtım faaliyetlerinde bulunmaktadır. Firmamız son birkaç yıldır halka açık bir şekilde faaliyetlerini sürdürmekte ve Paris borsasında işlem görmektedir.

Serge Ferrari Türkiye’deki faaliyetlerini İstanbul’da bulunan merkez ofisten yürütmektedir. Satışlarımız doğrudan Fransa fabrikalarımızdan olabileceği gibi İstanbul’da bulunan dağıtım ağımız aracılığıyla da yapılabiliyor. Ayrıca birçok farklı uygulamaya yönelik çözüm ortaklarımız bulunmaktadır.

Serge Ferrari özel projelere çok özel inovatif çözümler üretebilmektedir. İnovasyon, grubumuzun temel itici güçlerinden birisidir. Teknolojimizdeki özgün atılım “Précontraint” üretim tekniğimizle süregelmektedir. Précontraint (ön gerilim) teknolojisi, yüksek oranda güç ve dayanıklılıkla beraber ürünlerimize son derece boyutsal istikrar kazandırmaktadır.

Standartları yüksek üretim teknolojimizin ve standart tedarik süreçlerimizin yanı sıra istenildiği takdirde projelere özel, farklı üretim modelleri geliştirebiliyor, teknik özellikleri farklı ürünler üretebiliyoruz. Örneğin bir hastane veya otel yapısına sunabileceğimiz ürünlerimizle, bir AVM projesine sunabileceğimiz ürün gruplarımız teknik özellikleri bakımından farklılık gösterebiliyor.

Serge Ferrari Türkiye Satış ve Spesifikasyon Müdürü Sinan Yoğunali

Pazara sunduğunuz ürün grupları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Modüler hafif yapılar ve mimari endüstriyel tekstil ürünleri olmak üzere; çatı ve cephe sektörüne, stadyum ve spor kompleksleri projelerine, iç ve dış mekân güneş kontrol ve gölgelendirme sektörüne, asma-germe sabit tente sistemlerine, yat ve marin sektörüne, iç ve dış mekân mobilya sektörüne, yalıtım sektörüne, iç mekân akustik ve askeri ürünlere yönelik 13 ayrı sektör için üretim gerçekleştiriyoruz. Bu ürünler kalınlık, renk, en ve boylardaki farklılıkları düşünüldüğünde binlerce çeşit olmuş oluyor.

Türkiye pazarında hangi ürün grupları daha çok rağbet görüyor?

13 ayrı sektörde binlerce ürünümüz var. Serge Ferrari olarak Türkiye’de en çok referansımızın olduğu ve ciromuza en fazla katkıyı yapan grup ise stadyum projelerinde kullandığımız ürün grubu. Bu da tabii projelerin metrajlarının büyüklüğünden kaynaklanıyor. Ayrıca güneş koruma amacıyla kullanılan ürün grubumuz Soltis ve mobilya ürün gruplarımızdan olan Batyline ve Stamskin en çok kullanılan ürün gruplarımızdan.

Ürünleriniz mimariye ve son kullanıcıya hangi çözümleri sunuyor?

Ürünlerimizin en büyük avantajı, hafif oldukları için taşıyıcı konstrüksiyon maliyetinin az, uygulamalanın kolay olması. Taşıyıcı konstrüksiyonu hafifletiyoruz. Binaya gelecek olan ilave yükleri ortadan kaldırıyoruz. Teknik anlamda ikincil cephe yarattığımız için asıl cepheyi koruyan bir özelliğimiz de var. Mimaride görselliğe katkımız oldukça fazla. Aynı zamanda güneşten dolayı binaya gelecek olan UV’yi ve yaşlanmayı engelliyoruz. Ağırlıklı olarak projelerde malzemelerin esnekliği ve farklı mekânlar oluşturma kolaylığımız nedeniyle tercih ediliyoruz. Mimarlara yaptıkları tasarım ve çalışmalarda farklı birçok renk alternatiflerimiz ile birlikte esneklik sağlayabiliyoruz

Kullanıcıya ise dış cephede ve iç mekânda güneşten korunma anlamında ciddi faydalarımız oluyor. Işıkla ilgili kaygıları gideriyoruz.

Güneşten kontrol ve gölgelendirme sistemlerine yönelik çözümleriniz hakkında ayrıntılı bilgi verir misiniz?

Güneş kontrol ve gölgelendirme teknik kumaşlarımızla güneşi, binanın dışında bırakarak kullanıcıya iç mekânda daha konforlu bir alan yaratmayı hedefliyoruz. Dış mekânda uygulanan panjur ya da kepenk gibi uygulamalar yerini artık mimari teknik perde uygulamalarına bırakıyor. Güneşe maruz kalan ahşap ve metalde zamanla birtakım sorunlar yaşanabiliyor. Örneğin zaman içerisinde ahşap solabiliyor; metal ise çok fazla ısındığı için soğurduğu bu ısıyı cama tekrar veriyor. Serge Ferrari, güneş kontrol ve gölgelendirme ürün grubu altında yer alan Soltis ürünleriyle tasarımcılara ve kullanıcılara çok fazla renk seçeneği sunuyor. Mimarların projelerinde standart renklerle birlikte çok farklı renkler üzerinde çalışabiliyoruz. Soltis kompozit mesh ve tam gölgelendirme karartma (blackout) ürünlerimiz iç mekânda perde, stor uygulamalarında, dış mekân zip sistem uygulamalarında ve pergola sistemlerinde hareketli açılır çatı seçenekleri ile yapılara yüksek ve verimli bir termal konfor sağlarken, kullanıldığı mekânın yaşam kalitesini yükseltmektedir.

Soltis perde sistemlerindeki ürünlerimizin içerdiği farklı delik oranlarıyla, güneşin binaya geliş açısından bağımsız olmak üzere, geniş bir yelpazede ışık geçirgenlikleri sunarken; mimari projelerde yapılarda enerji tasarrufu sağlanmasına yardımcı olabiliyoruz. Bu nedenle güneş kontrol ve gölgelendirme teknik kumaşlarımızla sistemler hem fonksiyonel hem de tasarım açısından binaya avantaj sağlıyor. Örneğin dışarıdan yapılacak perde uygulamaları ile klima gereksinimlerini azaltıyor, enerji tasarrufuna ciddi katkı sağlıyoruz. Bu konuda Serge Ferrari’nin Amerika’da ve Fransa’da bağımsız kurumlara yaptırdığı örnek çalışmalar bulunmaktadır. Amerika’da yapılan çalışmada, inşaatı tamamlanmış butik bir otel projesinin aylık elektrik sarfiyatı 10 bin dolar iken, dış mekân perde uygulaması sonrası bu tutarın 4 bin dolara düştüğü gözlemleniyor.

Gölgelendirme alanında en çok bilinen uygulamalar genellikle pergola çözümler tarzında olmuştu. Son yıllarda pergola uygulamalarına ek olarak “ZIP Sistem Dış Perde” olarak adlandırılan ve motorlu delikli teknik kumaş kullanılan sistemler ön plana çıkmaktadır. Yapıdaki cam alanların rüzgâr-kar-yağmur ve güneş gibi dış ortam ile temas eden yüzeylerinde yapılan uygulamalarda çok başarılı sonuçlar elde edilmekte, yapılarda yaşanan enerji kayıpları açısından binalara ciddi anlamda katkılar sağlamaktadır.

Serge Ferrari dış mekân ve iç mekân da kullanılacak ürünlerini; kompozit kumaşın delik oranları, ışık geçirgenlikleri, güneş-yağmur ve UV koruma özellikleri, parlama etkisini azaltma özelliği, tamamen karartma sağlama, ısı koruma, efektif aydınlatma, malzemelerin renk çeşitliliği, termal konfor sağlama ve Low-E özellikleine göre şu şekilde ayrıştırmaktadır:

Son dönemde hangi projelerde yer aldınız?

Stadyum projeleri olarak, Konya Stadyumu’nun çatı uç kısmında şeffaf malzemelerimizle yer aldık. Sakarya Stadyumu’nun ve halihazırda inşası devam eden Adana Stadyumu’nun cephe ve çatı uygulamalarında, Giresun Stadyumu’nun çatı uygulamasında varız. Cephe projelerinde, İzmir’de Mi’Costa Rezidans projesinde ve Vakıfbank Spor Kompleksi cephe uygulamasında yer aldık. İç perde uygulamalarında İzmir`de Mistral Tower projesinde bulunduk. 2018 yılı içerisinde başlanacak olan Livin-İzmir en büyük dış güneş kontrol perde projemiz olacak. Pergola sistemler ve hafif yapılar sektöründe gerçekleştirilen projeler yanında binlerce otel, hastane, restoran, konut ve iş merkezi projelerinde yer aldık. Akustik uygulamalarda yer bulduk. Birçok özel tasarımlı oturma grubu ve şezlong uygulamalarında yer aldık. Bodrum Maçakızı Hotel’in tüm güneşlenme minderlerinin yeni yüzü olduk. Bodrum, Çeşme, Kuşadası ve Marmaris başta olmak üzere güney bölgelerde birçok otel projelerinde yer aldık. Antalya Expo Projesi’nin tamamında, yaklaşık 40 bin metrekare güneş kontrol ve gölgelendirme ürünlerimizle yer almaktayız.

Kısa veya uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz yeni projeler var mı?

Güneş kontrol ve gölgelendirme pazarı aslında Avrupa ülkeleri ve Türkiye diye düşündüğümüzde iki ayrı başlık olarak değerlendirmeliyiz. Serge Ferrari’nin global cirosunun büyük yüzdesi güneş kontrol ve gölgelendirme ürünlerimizden gelmektedir. Bu da şirketimizin Güney Amerika’da, Avusturalya’da, Avrupa’da, Kuzey Amerika’da ve hatta güneşi olmayan İskandinav ülkelerinde bu ürün grubuyla büyük pazar payına sahip olduğunu göstermekte. Ülkemizde ise güneş kontrol ve gölgelendirmeye yönelik pergola sistemlerine oranla, yatay ve düşey perde sistemleri daha yeni talep görmeye başlamıştır. Umuyoruz ki, yakın gelecekte birçok ofis ve konutta Zip sistem dışarıdan yapılacak uygulamalarla rastlıyor olacağız. Ülkemizde gölgelenme alanında daha çok projede mimarlarımıza, çözüm ortaklarımızın uygulamalarıyla ürünlerimizi kullandırmak istiyoruz. Daha az yer kaplayarak, kolay temizlik, düşük maliyetlerle sürüdürülebilir yapılarda en iyi teknolojiyle güneşin keyfini yaşatmak istiyoruz.

Serge Ferrari’nin AR-GE çalışmaları ve yeni ürünleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

Precontraint (Ön Gerilim) teknolojisi malzemelerimize, kullanıcısına uzun yıllar boyunca hizmet verebilmesi amacıyla, dayanıklılık, esneklik, olağanüstü boyutsal kararlılık ve kumaşın uygulama sırasında şeklini korumasını sağlıyor. Bu teknoloji ile mimari membran yapılarında proje maliyetlerinde önemli bir tasarruf sağlanıyor ve yeniden germe gerektirmiyor. Precontraint teknolojisiyle temel kumaş atkı ve çözgü yönünde gerdiriliyor. Bu yöntem kumaşın daha düz ve pürüzsüz bir yüzeye sahip olmasını sağlıyor. Precontraint teknolojimizin muadili yok. Bu teknoloji ürünlerimizi daha özel hale getiriyor.

2019 yılının başında güneş kontrol ve gölgelendirme pazarı için yeni ürünlerimiz geliyor. Bunlar şimdilik sürpriz olarak kalsın istiyoruz. Yakın zamanda sektörü bu ürünlerimizle buluşturacağız.

Sürdürülebilirlik kavramının Serge Ferrari için önem arz ettiğini biliyoruz; bu konuda neler söylemek istersiniz?

Serge Ferrari’nin bütün üretimi İsviçre ve Fransa fabrikalarında olmak üzere tamamen Avrupa’dadır. İpliklerimizi İsviçre fabrikamızda üretiyoruz. Fransa’da bulunan fabrikalarımızda malzemelerimizin nihai işleri; yani örgü ve kaplama işlemleri yapılıyor.

Bununla birlikte yeşil sertifikalı ürünler çıkarmaya çalışıyoruz. Tüm ürünlerimiz %100 geri dönüşümlüdür. Bu konuda hiçbir beklentimiz olmadan, İtalya’da bulunan ve Texyloop markamız altında faaliyet gösteren tesislerimize yıllık 2 milyon Euro yatırım yapmaktayız. Ürettiğimiz bütün ürünlerin ve bizimle birlikte bu piyasada faaliyet gösteren rakip firmaların ürünlerinin, Texyloop fabrikalarımızda geri dönüşümünü gerçekleştiriyoruz. 100% geri dönüşebilir ürün sertifikasıyla birlikte GreenGuard sertifikalı, çevreye duyarlı, Leed ve Breeam sertifikalarınca kabul görmüş ürünlerimiz bulunmaktadır.

Pazardaki rekabet ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Serge Ferrari’nin dünyaca ünlü bir firma olmasının avantajlarını çokça yaşıyoruz. Markamızın algısı ve bilinirliği oldukça fazla. Marka bilinirliği ile beraber son yıllarda Paris borsasında işlem gören Serge Ferrari’nin içinde bulunduğu global pazara sunduğu algı da üst seviyede oluyor. Yani halka açık bir firmanın hata yapma şansı pek yok. Bu yüzden bütün çalışmalarını ve hamlelerini doğru konumlandırmak üzere çaba sarf ediyor. Bizler bunun katkısını görüyoruz.

Türkiye pazarında çoğu zaman Uzakdoğu ve Kore’den gelmiş ürünlerle ve bazen de Çin’de üretilmiş ikinci kalite ürünlerle rekabet etmek zorunda kalıyoruz. Ülkemizde son kullanıcı alacağı kararlarda fiyat endeksli reaksiyon gösterebiliyor. Kaliteli ürün isteğine dönük düşünce ancak prestijli projelerde kendine yer buluyor. Bu bizim için bir dezavantaj yaratıyor. Globalde yaratılan marka algısını Türkiye’de korumaya çalışırken, fiyat rakabetinden dolayı bazen yenik düşebiliyoruz.

Devamını Oku
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ev Otomasyonu

Somfy Home alarm ile her eve güvenlik

Yayın Tarihi:

on

Eviniz, mutluluğunuzun ve hayatınızın merkezi… Bu yüzden evinizin güvenliğini sağlamanız her şeyden daha önemli. Evde değilken de içinizin rahat etmesini sağlayacak çözümü ise akıllı ev ve otomasyon sistemlerinin dünyaca ünlü markası Somfy sunuyor: Somfy Home Alarm, kolay kurulumu ve rahat kullanımıyla, evinizi ve ailenizi koruyor.

Davetsiz misafirlere giriş izni yok…

Somfy’nin en yeni güvenlik çözümlerinden biri olan Home Alarm ile evinizi izinsiz girişlere karşı koruma altına alabilirsiniz. Somfy Home Alarm, evinize giriş yapılmaya çalışıldığını tespit ettiği anda, yabancıların içeriye girmesine fırsat bile vermeden, 110dB siren ile onları caydırıyor. Ayrıca eş zamanlı olarak akıllı telefonunuza da bir bildirim göndererek sizi anında durumdan haberdar ediyor ve gerekirse müdahale etmenizi sağlıyor.

Kolay kurulum ile etkili çözüm…

Somfy Home Alarm, her eve son derece kolay bir şekilde kurulabiliyor. WiFi bağlantısı ile kolayca ayarlanıyor. IOS yazılımlı cihazlarla kurulum yapıldığında şifrelemeye de gerek kalmıyor. Yedek pilleri bulunduğundan elektrik kesintilerinde çalışmaya devam ederek evinizi yine güvende tutuyor. Kutuya dahil olarak gelen 2 anahtarlık kumanda sayesinde, evinize yaklaştığınızda sizi algılayarak sireni kapatıyor ve evinize rahat bir şekilde giriş yapmanızı sağlıyor. Kapı/pencere ve hareket sensörleri sayesinde de eve izinsiz bir giriş olduğunda anında tespit ediyor.
Güvenliğiniz için tüm gerekenler bir paketin içinde…
Somfy Home Alarm paketinde; 3 adet IntelliTag™ kapı ve pencere güvenlik sensörü, 2 adet anahtarlık kumanda, 1 adet siren ve 1 adet de hareket sensörü yer alıyor.

Devamını Oku

Mimarlık

HTTF, asma germe membran sistemlerine mimari yaklaşımını geliştiriyor

Yayın Tarihi:

on

HTTF firmasına konuk olduk ve Yüksek Mimar İsmail Sarıay ile bir söyleşi gerçekleştirdik. İzmir-Tire’de faaliyet gösteren ve asma germe membran sistemleri üzerinde uzmanlık geliştirmiş olan HTTF’nin faaliyetlerinden bahseden İsmail Bey, sektöre ilişkin de görüşlerini paylaştı bizlerle.

İsmail Bey, mimarlık öğesi olarak yaptığınız tüm çalışmalar asma germe membran sistemleri üzerine, ülkemizde yeni gelişen ve şimdiden çok önemli bir yer tutan bu sisteme ilginiz nereden geliyor?

1996 yılında Mimarlık Fakültesi mezuniyet projesi olan “Seferihisar Yelken Milli Takım Kampı Projesi” ile başladı. Hemen hemen herkes mimari öğeleri bina tasarımları, alışveriş merkezleri, büyük spor kompleksleri yapmak olarak düşünür. Ben daha çok bu unsurları oluşturan detaylara ilgi duydum. Asma germe membran sistemleri bunun tamamlayıcısı olarak gördüm. Ülkemizde de böyle bir potansiyelin varlığını araştırdıkça gördüm.

Yüksek Mimar İsmail Sarıay

Bu kararı verirken sizi en çok etkileyen ne oldu?

2010-2012 yılları arasında Viyana Teknik Üniversitesi’nde (TUW) asma germe membran sistemler hakkında yüksek lisans çalışmaları ile devam ettim. Buradaki hocalarım yönlendirdi diyebilirim. Yüksek lisans çalışmalarını da bu konu üzerine yaptım.

Bu çalışmalarınız bittikten sonra profesyonel olarak çalışmalarınıza nasıl yön verdiniz?

1999 yılında “Royaltente” şirketinde “Dizayn Departman Şefi” ve “Teknik Müdür” olarak, daha sonra aynı şirketin devamı olan “Recon AŞ”de ortak ve “İzmir Şube Direktörülüğü” dâhilinde ve yine kurucu ortaklarından olduğum “ARCH-ART LTD. ŞTİ” bünyesinde sayısız tasarım yaptım.

Piyasa deneyiminiz çok gelişmiş olmalı bu süreçte. Kendi firmanızı ne zaman kurdunuz? Kendi firmanızı kurmaya zorlayan sebepler neler?

Mimarlar kendilerini özgün tasarımları ile ifade etmek isterler. Her mimar özgün büyük bir proje yapmak ister. Bu nedenle daha özgür çalışmak için 15 yıllık tecrübem ışığında 2014 yılı başından itibaren HTTF Ltd Şti’ni (High Tech Tensile Fabric) kurduk. Bugüne kadar da yurt içinde ve yurt dışında birçok projeye imza attık.

Özgün tasarım derken, buna çalışmalarınızdan bir örnek verebilir misiniz?

Tabii, HAYES LEMMMERZ firmasının logosunu özgün bir tasarım yaptık. Bunun resimlerini vermek isterim, uygulaması çok ilginç bir çalışma olmuştu. Tabii bu biraz da müşterinin konuya bakış açısıyla da ilgili. Aynı heyecanı sizi tercih eden müşterinizde de hissedince ortaya çok hoş bir çalışma çıkıyor.

Neden Tire?

Tire benim doğup büyüdüğüm yer. Bence her girişimci ahde vefa edip memleketine yatırım yapmalı. Tire aslında çok gelişmiş bir sanayi bölgesine sahip. Otoyol nedeniyle birçok merkeze ve tedarikçimize yakınız. Pek kırsal sayılmasa da İzmir’e 90 km uzaklıkta. Zaten bütün operasyonlarımızı müşterilerimizin kendi bölgelerinde gerçekleştiriyoruz. Biz bunu avantaja dönüştürmeyi bildik.

Bize geleceğe dair projelerinizden biraz bahseder misiniz?

Şu anda Tire Organize Sanayi Bölgesi’nin hemen yanında bir fabrika inşaatımız sürüyor. Önümüzdeki 4. çeyrekte bitirmeyi planlıyoruz. Çevreye zarar vermeyecek şekilde yeşil bir proje. Burada sabit demo olarak gösterebileceğimiz farklı tasarımlar olacak. Hatta şimdiden bu tasarımın bazı parçalarını uyguladığımız gölgeleme sistemlerini kullandık. Su deposu, garaj gölgeliği, giriş kapısı, misafirhane hatta sosyal tesisleri bu şekilde planladık. Bir kısmını da gerçekleştirdik.

Ürün geliştirme ile gelecek hedefleriniz neler?

Burada bir konuya daha değinmek isterim, iyi bir Ar-Ge ekibimiz var. Yarı zamanlı buna katılan mühendis arkadaşlarımız var. Otomatik açılır kapanır, hidrolik sistem tahrikli 100 m2 ve üzeri standart ürün üretmeyi planlıyoruz. Bunların ön çalışmaları ve prototip çalışmalarına başladık. Ar-Ge konusunda iddialıyız diyebilirim.

Diğer bir konu ise fleks güneş enerjisi hücreleri ile kendi kendine yeterli aydınlatması ve çalışması olan bir proje üzerine çalışmaya da başladık. Bunun araştırmalarına devam ediyoruz. Bu konuya en çok yabancı müşterilerimiz ilgi duyuyor. Yakın bir gelecekte bu tür sistemler bir gereklilik olacak.

Sektörünüzün sorunlarından bahsetmek ister misiniz?

Elbette, her ne kadar gelişmekte olan bir sistem üzerinde çalışıyorsak da bu işi hakkını vererek yapan insanların yanı sıra statik ve dinamik testlerini simule etmeden proje yapan firmalar var.  Haliyle maliyetleri düşük oluyor. Sonrada uygulama sırasında veya sonrasında bir fırtına anı veya kar yükü diyebiliriz mekanik veya iklimsel sorunlar çıkıyor. Bu da haliyle maddi kayıp ve yaralanmalı hatta ölümcül kazalar sebep olabiliyor. Kimsenin işini küçümsemek istemem ama bir tente imalatçısı bile böyle bir işe girişebiliyor. Hatta bu konuda uygulaması yapılmış bizim düzeltmemizi istedikleri veya yeniden yapılması istenen projeler tekrar bize geliyor.

Devamını Oku

Etkinlikler

Kapı Çalıştayı, uzmanları bir araya getirdi

Yayın Tarihi:

on

2. Kapı Çalıştayı 7 Mart 2019 tarihinde, İstanbul Reed Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yurtiçinden ve yurtdışından sektörle ilgili 300 misafirin katılımıyla gerçekleşen çalıştay, sektörün sorunlarını dile getirmek için yeni bir bakış açısı yaratmış, uzman konuşmacılar önderliğinde yapılan çözüm önerilerinin etraflıca tartışılmasını sağladı.

Yıldız Sunta MDF AŞ sponsorluğundaki Kapı Çalıştayı için moderatörlüğü Orsiad Gazetesi Yayın Sahibi Fikret Demir’ üstlenirken, her biri sektörün uzmanı olan konuşmacılar şöyle sıralandı:

  • Ağaç İşleme Makine ve Yan Sanayisi İş Adamları Derneği (AİMSAD) Yönetim Kurulu Üyesi Gürkan NECİPOĞLU
  • Ala Kapı Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem UÇAK
  • İçmimar, Endüstriyel Ürün Tasarımcı, Gelişim Üniversitesi Öğretim Görevlisi RETA Mimarlık Kurucusu Y. Taner GÜLTEKİN
  • Molaş Entegre Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet MOL
  • Cesadoor Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz MUTLUBEY
  • Positive Çelik Kapı Dış Ticaret Müdürü, Yönetim Kurulu Üyesi Samed KILIÇ

Kapı nedir?

Kapı Çalıştayı konuşmacılarından Y. Taner GÜLTEKİN, konuşmasına “Kapı nedir” sorusuyla başladı.

“Öncelikle bir konuya değineyim akademisyen olarak. Kapı nedir, hangi tarihten itibaren ihtiyaç doğmuştur, günümüzdeki beklentileri nelerdir? Yaklaşık 5000 yıl öncesine kadar yapılmış olan araştırmalarda tarihteki ilk bilinen Mısırlıların resmettiği kapı vardır ki o dönem insanı bunu ölüm sonrasına açılan bir kapı olarak nitelendirmişlerdir. Arkeologların İsviçre’de bulmuş oldukları kapı ise, gündelik yaşamın bir parçasıydı.  Kapılar kullanıldıkları mekânlara ve yerlere gizlilik ve güvenlik sağlamak amacıyla kullanımlarının yanı sıra yapılara girmeye, alanları birbirinden bölmeye ve kazanmaya yarayan önemli bir unsurdur. Bu unsurla beraber antik çağlarda çokça kullanılan kapılar bildiğiniz gibi taştan yapılan kapılardır. Bu kapılar MS 1. yüzyılda Roma’da bronz kapılar olarak kendisini bulmuş ve ondan sonraki zaman içerisinde de Ortaçağ’da kent savunmasına yönelik ihtişamlı kapılar yapılarak çeşitli dirençlerini ve işlevlerini yerine getirmiştir.

Fransa ve Almanya’da yapılan kapıyla ilgili çalışmalar varken Osmanlılar için de kapı büyük önem taşımaktaydı. Hatta kapı ve tokmaklarıyla ilgili Osmanlı insanının sosyal hayatı ve hayata bakışı hakkında önemli bir kültür simgesi olarak kullanılmaktaydı. Bu anlamda kapılardaki işlemeler yanı sıra kapının ince ve bir anlamda da dekoratif unsur olması oradaki mekân sahibine bir statü olarak anlaşılmaktaydı. Ayrıca hepimizin bildiği gibi birçok sanatçıya da tasarım ve yaratıcılık imkânı sunan kapı tokmakları da bulunmaktaydı. Kapı tokmakları kalın ve ince sesli olarak yapılmış olup, kapıyı vuran kişinin eğer inceyse bir kadın olduğu, kalın, tok bir ses çıkarıyorsa da erkek olduğu veya bir tehlike olduğu anlaşılıyordu. Ona göre hareket ediyorlardı. Biz mesleğin içerisinde olan kişiler olarak tabii ki çok farklı kapılar yapmak ve o kapılarla ilgili o mekanı bahsettiğim gibi ekstra bir yüceltmek, etki altına almak amaçlı tasarımlar yapmayı tercih ediyoruz.

Bunları yaparken o mekanla alakalı olarak tasarım öğesini kullanmaktayız. Savaş Bey’in sunmuş olduğu kapı dizaynlarına baktığımızda büyük çoğunluğunun bizim tasarladığımız dekorlar ve dizaynlar olduğunu görerek gerçekten gurur duyduğumuzu belirtmek isterim. Ayrıca sizlerin bizlere verdiği her zamanki desteğe bir kere daha teşekkür ederim.

Bizim tasarımcı olarak yaptığımız mekanlardaki şeyler tabii ki kreatif bir çalışmayı gerektirmekte. Ama bir iç mimar daima burjuva sınıfına hizmet eden ekstra orijinal kapılar yapan bir meslek grubu değildir. Aynı zamanda bu meslek grubu sosyal içerikli mekanlarda sosyal mekanların da kapılarını yapmaktadır. Bütün bunları tasarlarken sosyal mekanlar içerisinde okullar, hastaneler, kreşler, yurtlar ve benzeri yerlerde olmazsa olmaz olarak ölçü ve kalibre konusuna dikkat edilmektedir. Birçok üretici ve firma sahibinin de bildiği gibi Neufert diye bildiğimiz insan, mekân ve eşyanın içerisinde yer aldığı ölçülendirme üzerine bir başucu kitabımız vardır. Burada insanın hangi mekânı ne tarz kullanacaksa boyuyla, eniyle, fonksiyonuyla kaç kişinin gireceğiyle nitelendirerek o kapılarla bir fonksiyon içerik oluşturmak mümkündür. Kapılar iç mimar arkadaşlarımızın daima şaşaalı yapmak zorunda olduğu şeyler değildir. Benim öğrencilerim de burada olduğu için ayrıca belirtmek isterim ki tasarımlarınızda hiçbir zaman ne kadar süslü, abartılı olursa o iş çok iyi not alır diye düşünmeyin. Çünkü proje kendi içerisindeki mekân algısıyla beraber kapıya bir anlam katmaktadır.

Piyasada nereye odaklandıysak oraya özgü kapı üretmek lazım. Rastgele kapı üretmek özveriyle çalışmanın ötesinde bir şey değildir. Şimdi arz talep meselesi var. Bu yapılan tasarımlarda hedeflenen kitle beklentileri nelerdir, bunları iyi araştırıp tespit etmek gerekiyor. Bunları değerlendirmek için oturduğumuz yerde bekleyerek benzer birtakım yerlerde ben çok çalışıyorum çok çaba gösteriyorum diyerek durduğumuz yerlerde efor kaybetmenin bir manası yok. Bunun için benzer gruplarla birlikte çalışmamız lazım. Bizim sektörümüzde de bu işi yapanlar ve mezunlarımız var. Bu arkadaşlarımıza istihdam yaratın, okul hayatından itibaren destek olun.

Okulu üçüncülükle  bitirdiğimde 1982’de beni Ankara’daki Orsan Mobilya’dan Eyüp Bey çağırdı, Ankara’ya davet etti. Tasarımın en popüler olduğu yer İstanbul’du. Ankara’daki yer standart bir mobilya kapı üreten bir yerdi. Teknik lisedeki okullardan mezun olan arkadaşlarımızın tasarımlarıyla ben ayrı bir grup oluşturdum. İstanbul’dan arkadaşlarımızı getirerek dizayn ofisi şimdi Ar-Ge dediğimiz ofisi kurduk. Fabrikanın çalışmasına engel olmayacak şekilde paylaşarak oralarda üretimleri destekleyerek çalıştık. Ankara’daki iç mimar algısını, oluşumunu biraz şekillendirdim diyebilirim. Yani Ar-Ge’den korkmayın, daha önce atılmış olan bir taş ürküttüğünüz kurbağaya değecektir. Mutlaka geri dönüşü olacaktır. Renk, sadece dizayn değil olayın iç yapısı, içeride kullanılan malzemesi, bunların içerisindeki ekolojik özelliklerine dikkat edildiğinde Avrupa piyasaları sizlere açılacaktır. Bunları yaşam tecrübeme ve mesleki dergilere bakarak söylüyorum. İşler zor ama kapıya kilit vurmak için erken diye düşünüyorum.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com