Connect with us

Mimarlık

WILO Pompa’nın fonksiyonel ve dinamik eğlence-dinlenme alanı

Yayın Tarihi:

on

Elips Tasarım Mimarlık imzası taşıyan WILO Pompa Merkez Ofis Eğlence ve Dinlenme Alanı, çalışanların iyi vakit geçirebilecekleri dinamik ve fonksiyonel bir mekân hedefiyle kurgulanmış.

Konut, ticari, eğitim gibi birçok farklı alanda ulusal ve uluslararası projeler üreten Elips Tasarım Mimarlık, kurguladığı WILO Pompa Merkez Ofis Eğlence ve Dinlenme Alanı’nda, Wilo Pompa Tuzla Merkez Ofisi personelinin iş saatleri dışında hem sosyalleşecekleri hem de iyi vakit geçirebilecekleri bir mekân yaratmayı hedefleyerek tasarımı şekillendirmiş.

Mekânda yer alabilecek fonksiyonlara Wilo grubuyla birlikte karar veren Elips Tasarım Mimarlık, satranç, bilardo, masa tenisi, langırt ve PlayStation köşeleri ile birlikte, bir de açık mutfağın yer aldığı mekânda oluşabilecek seslerin konfor düzeyini düşürmemesi için duvar ve tavanda, aynı zamanda tasarımın da bir parçası olan akustik paneller kullanmış. Akustik panellerle kaplanan duvarların yanı sıra, duvarlardan biri Wilo etkinlik anılarını canlandıran fotoğraf çerçeveleri ile kaplanmış. İstendiğinde görüntü seyretmeyi sağlayacak büyük bir projeksiyon perdesinin yanı sıra; iyi bir müzik sistemi de mekânda yerini almış.

Elips Tasarım Mimarlık Kurucusu Y. Mimar Feza Ökten Koca; Wilo Pompa Showroom’unda gördüğü; karıştırıcı olarak kullanılan pervane benzeri ürünü; altına eklenen bir küre ile aydınlatma tasarımına dönüştürerek; mekânın merkezini oluşturmuş. Kurumsal renklerin kullanıldığı epoksi zemin kaplamasında da tavandaki ana aydınlatma aksı izlenerek büyük bir pervane şekli oluşturularak tüm mekân tasarımının çıkış noktası kurgulanmış.  

Elips Tasarım Mimarlık tarafından genelde koltuk ve puflardan oluşturulan oturma alanları; setlerden oluşan küçük bir amfi tiyatro ve duvar içine gömülen oturma nişinin de eklenmesiyle çoğaltılmış. Alanın aynı zamanda fotoğraf çektirme köşesi olarak da kullanılması için oturma nişine uçan kuşlar ve ipleri ile espri katılmış.

Devamını Oku
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mimarlık

Özbekistan’ın dev yatırımı “Buhara City”, Studio Vertebra’ya emanet

Yayın Tarihi:

on

Studio Vertebra, Özbekistan’ın Buhara kentinde, tarihi kent ile havalimanı arasında kalan 535 bin metrekare arsa üzerinde, yarım milyar dolarlık yatırımla inşa edilmesi planlanan Buhara City projesinin kentsel planlamasının ve proje kapsamındaki tüm yapıların mimari ve iç mimari tasarımlarının yanı sıra, tüm yatırımcı ve yüklenicilerin belirlenmesini de kapsayan proje yönetim danışmanlığını üstlendi.

Özbekistan Cumhurbaşkanı Shavkat Miromonovich Mirziyoyev’in önderliğinde Buhara Valiliği, Özbekistan Yatırım ve Dış Ticaret Bakanlığı ve İskân Bakanlığı tarafından hayata geçirilecek olan dev proje; konut, ticari alanlar, oteller, bilim merkezi, müze, kütüphane, konferans merkezi ve İslam merkezi gibi kültür yapıları ile kamusal ve yeşil alanları kapsayacak.

Özbekistan Cumhurbaşkanı Shavkat Miromonovich Mirziyoyev’in önderliğinde Buhara Valiliği, Özbekistan Yatırım ve Dış Ticaret Bakanlığı ve İskân Bakanlığı tarafından Özbekistan’ın en büyük projelerinden biri olarak yarım milyon dolarlık bir yatırımla hayata geçirilen Buhara City projesinin kentsel planlama, mimari ve iç mimari tasarımları ile proje yönetimi Studio Vertebra’ya emanet edildi.

Mimari, iç mimari ve restorasyon alanlarında ulusal ve uluslararası ölçekte “çok disiplinli” çalışmalar yürüten, Baş Mimar Gencer Yalçın, Y. Mimar Dilşad Öktem Aslaner, Y. Mimar Bahar Yücel ve İç Mimar Efe Kağan Hızar’ın ortaklığındaki İstanbul merkezli tasarım ofisi Studio Vertebra, Buhara City projesinin konut, ticari alanlar, bilim merkezi, müze, kütüphane ve konferans merkezi gibi kültür yapıları ile kamusal ve yeşil alanları kapsayacak olan 375 bin metrekarelik inşaat alanına sahip ilk fazının çalışmalarına başladı.

Türkiye’den ve dünyadan yatırımcılara fırsatlar sunacak

Buhara kent merkezinin yaklaşık 3 kilometre güneydoğusundaki kısmen işlev dışı kalmış sanayi bölgesinde hayata geçirilen; hem bulunduğu bölgenin gelişimine hem de Özbekistan’ın yatırımlarla dışa açılmasına katkıda bulunacak olan projede Studio Vertebra’nın yönetiminde; Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden yatırımcılar görev alacak. Proje bu yönüyle ülkemizde ekonomik kriz nedeniyle yavaşlayan ve dış piyasalara açılmaya çalışan Türkiye inşaat endüstrisi için de önemli bir fırsat niteliği taşıyor.

Tarihi Buhara bölgesi ile havalimanı arasında kalan alanda yer alan sanayi bölgesinin geliştirilmesi ve dönüştürülmesi amacıyla planlanan Buhara City; farklı zamanlarda hayata geçirilecek olan iki fazdan oluşuyor. Projenin ilk kısmın tamamlanmasından sonra; bir İslam merkezi ve bu merkeze bağlı kamusal alanlardan oluşan 75 bin metrekarelik inşaat alanına sahip ikinci kısım da Studio Vertebra tasarımı ile hayata geçirilecek.

Büyük, küçük ve orta ölçekli yatırımcılara uygun planlama

Tarihi Buhara kentiyle 4 ana noktadan ilişki kurarak kentin halihazırdaki yoğunluğunu bu bölgeye yönlendirmeyi hedefleyen Studio Vertebra; Buhara City proje alanının ortasına bilim merkezi; müze; kütüphane ve konferans merkezi gibi sosyokültürel alanlar ile yeşil dokudan oluşan 65 bin metrekarelik yeni bir kent merkezi inşa edecek. Merkezin çevresinde konumlanacak olan ticari ve konut adalarının daha küçük parsellere bölünmesiyle projenin sadece büyük değil; küçük ve orta ölçekli yatırımcılar için de yatırıma uygun hale getirilmesi planlanıyor. Konut yapıları arasında avlular ve yeşil alanlarla oluşturulan boşluklar etrafında konumlandırılan farklı yüksekliklerdeki konut blokları hem güneşin ve rüzgârın iç mekânlara alınabilmesini hem de otopark gibi servis alanlarının karşılanmasını sağıyor.

Konut yapılarının arasında eşit mesafede kreş ve çocuk bakım merkezlerinin de planlandığı projede zemin seviyesindeki alışveriş alanlarının üzerine 1-2 katlı ofislerin yerleştirileceği ticari yapılardan oluşan ve iki ayrı ucunda iki otel projesinin yer alacağı bir de ticaret sokağı bulunuyor.  

İklimsel koşullara uygun, yerel kültürle biçimlenen çağdaş kent dokusu

İklim koşulları hayli sıcak olan bölgede yapılar arasında kullanılacak su öğesiyle yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen Studio Vertebra; mevcutta bulunan su kanalını ıslah ederek suyu kentin içine almayı ve Buhara’nın tarihi kimliğinde önemli yeri bulunan; bölgeye özgü havuz-bina ilişkilerini modernize ederek; küçük ve büyük havuzlarla yapıların arasına ve kamusal alanlara taşımayı planlıyor. Kent merkezinin araç trafiğinden arındırılarak tamamen yayalaştırıldığı projede turistler; yaşlı ve engelli bireyler için nostaljik bir tramvay sistemi de kurulacak.

Buhara’nın tarihi dokusundaki şehir siluetini ve kat yüksekliklerini koruyan bir planlama anlayışının kullanılacağı proje; bölgenin sembolik tarihi yapılarından referans alan renk; doku; malzeme ve formlarla biçimlenecek. Ayrıca proje alanı içerisinde bulunan beton fabrikaları ve demir yollarının; inşaat aşamasında ve nakliyatta kullanılmasıyla proje maliyetlerinin de düşürülmesi planlanıyor.

Devamını Oku

Mimarlık

Yazlık evler için farklı dekorasyon önerileri

Yayın Tarihi:

on

Yaz aylarının kapıya dayandığı şu günlerde yazlık dekorasyon için fikir arayışları da başladı. Konut projelerinin yanı sıra havuz ve bahçe tasarımlarında da farklı fikirleri hayata geçiren EDDA Mimarlık Kurucusu İç Mimar Eda Tahmaz, yazlık ev dekorasyonunun püf noktalarını, sezonun trendlerini, havuz ve bahçe tasarımlarında dikkat edilmesi gereken kriterleri analiz etti. İç mekânların daha da renkleneceği yeni sezonda beyaz ahşap kullanımı da yükselişe geçerken dış mekânda havuz başı alanlar daha samimi ve konforlu bir atmosfere bürünüyor.

Ferah ve dinamik dekorasyon

Dekorasyonda ferah ve dinamik bir görünümün hedeflendiği yazlık evler için önerilerini aktaran EDDA Mimarlık Kurucusu İç Mimar Eda Tahmaz, genellikle beyazın hâkim olduğu iç mekânlarda farklı noktalarda kullanılacak canlı renkler ile enerjinin yükseltilebileceğini, aynı zamanda malzeme seçiminde beyaz ahşap ile arzu edilen hafif görünüm yakalanabilecekken dış mekânda da sosyalleşme alanı olarak görülen havuz başı ve bahçe tasarımlarının da en az iç mekân dekorasyonu kadar önemli olduğunu vurguladı.

Işığı en iyi yansıtan renk olarak yazlık ev dekorasyonunda sıklıkla tercih edilen beyaz rengin mekânı olduğundan daha büyük ve ferah göstermesi sebebiyle dekorasyon için doğru seçim olduğunu dile getiren Eda Tahmaz, yeşil, mor, kırmızı, çivit mavisi gibi canlı renkleri aksesuarlarda ve tekstil ürünlerinde tercih ederek mekân içerisindeki enerjiyi yükseltebileceğimizi belirtiyor. Mavi ve beyaz desenli tekstil ürünleri veya mobilyalar ile dekorasyona aynı zamanda marin temasının da getirilebileceğini aktaran Tahmaz’a göre, güneşi mekan içerisine alan sarı, bu yaz, dekorasyon düşkünlerini mest edecek. Sarı detaylara sahip aydınlatma elemanları, sarı objeler veya sarı bir puf, mekân içerisindeki havayı daha içten bir hale getirecek. Desenlerde hayvan baskıları ile özellikle de zebra ve leopar desenlerinin revaçta olacağını belirten iç mimar; tek bir duvarda tercih edilecek zebra desenli duvar kâğıdının mekâna şık bir görünüm katacağı görüşünde.

Bugüne kadar gerçekleştirdiği tüm projelerinde doğal malzeme kullanımına özen gösteren Tahmaz; yazlık evler için de zemin kaplamalarında ve mobilyalarda tercih edilebilecek beyaz ahşabın sezona damgasını vuracağı yönünde ipuçlarını paylaşırken doğal taş kullanımının hiçbir zaman demode olamayacağını; mermerin iç mekanlara getirdiği yalın ve hafif görünümün özellikle de yazlık evler için bir vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.

Açık küvet alanları

Evler ile bütünleşen havuz başı alanlarında ise havuz ile bütünleşen hidromasajlı açık küvet alanları da oluşturularak; tüm aile fertlerinin bir arada daha çok vakit geçirmelerine olanak sunulduğunu aktaran iç mimar; havuz başı alanlarında özellikle güneşe ve suya dayanıklı; solmayan ve leke tutmayan kumaşlardan oluşan mobilyaların kullanılmasını gerektiğini; bir tente; güneş şemsiyesi veya tik ahşap gölgeliklerle tasarlanmış bir açık hava odası ile havuz keyfinin daha da arttırılabileceğini dile getiriyor.

Özellikle güneşlikli daybed’ler ile; açık hava odanızda yer verdiğiniz dış mekan kanepeleri; minderler ve puflarla samimi ve konforlu bir havuz başı atmosferi yaratılabileceğini aktaran iç mimara göre; havuzun içinde ise cam mozaikler; seramik karolar veya doğal taşlar kullanılabilir. İthal cam mozaikler, natürel renkler ve desenler ile çok canlı ve doğal bir görünüm elde edilebilir. Antislip; yani kaymaz özellik taşıyan doğal taşlar ve karolar ise kayma riski olan alanlar ile havuz çevresi için güvenli bir zemin oluşturur. Tik ahşaplar; hasır örgüler veya rattan dokular havuz kenarı için mobilya tercihlerinizde uyumlu ve dengeli bir bütünlük yaratacaktır.

Devamını Oku

Mimarlık

HTTF, asma germe membran sistemlerine mimari yaklaşımını geliştiriyor

Yayın Tarihi:

on

HTTF firmasına konuk olduk ve Yüksek Mimar İsmail Sarıay ile bir söyleşi gerçekleştirdik. İzmir-Tire’de faaliyet gösteren ve asma germe membran sistemleri üzerinde uzmanlık geliştirmiş olan HTTF’nin faaliyetlerinden bahseden İsmail Bey, sektöre ilişkin de görüşlerini paylaştı bizlerle.

İsmail Bey, mimarlık öğesi olarak yaptığınız tüm çalışmalar asma germe membran sistemleri üzerine, ülkemizde yeni gelişen ve şimdiden çok önemli bir yer tutan bu sisteme ilginiz nereden geliyor?

1996 yılında Mimarlık Fakültesi mezuniyet projesi olan “Seferihisar Yelken Milli Takım Kampı Projesi” ile başladı. Hemen hemen herkes mimari öğeleri bina tasarımları, alışveriş merkezleri, büyük spor kompleksleri yapmak olarak düşünür. Ben daha çok bu unsurları oluşturan detaylara ilgi duydum. Asma germe membran sistemleri bunun tamamlayıcısı olarak gördüm. Ülkemizde de böyle bir potansiyelin varlığını araştırdıkça gördüm.

Yüksek Mimar İsmail Sarıay

Bu kararı verirken sizi en çok etkileyen ne oldu?

2010-2012 yılları arasında Viyana Teknik Üniversitesi’nde (TUW) asma germe membran sistemler hakkında yüksek lisans çalışmaları ile devam ettim. Buradaki hocalarım yönlendirdi diyebilirim. Yüksek lisans çalışmalarını da bu konu üzerine yaptım.

Bu çalışmalarınız bittikten sonra profesyonel olarak çalışmalarınıza nasıl yön verdiniz?

1999 yılında “Royaltente” şirketinde “Dizayn Departman Şefi” ve “Teknik Müdür” olarak, daha sonra aynı şirketin devamı olan “Recon AŞ”de ortak ve “İzmir Şube Direktörülüğü” dâhilinde ve yine kurucu ortaklarından olduğum “ARCH-ART LTD. ŞTİ” bünyesinde sayısız tasarım yaptım.

Piyasa deneyiminiz çok gelişmiş olmalı bu süreçte. Kendi firmanızı ne zaman kurdunuz? Kendi firmanızı kurmaya zorlayan sebepler neler?

Mimarlar kendilerini özgün tasarımları ile ifade etmek isterler. Her mimar özgün büyük bir proje yapmak ister. Bu nedenle daha özgür çalışmak için 15 yıllık tecrübem ışığında 2014 yılı başından itibaren HTTF Ltd Şti’ni (High Tech Tensile Fabric) kurduk. Bugüne kadar da yurt içinde ve yurt dışında birçok projeye imza attık.

Özgün tasarım derken, buna çalışmalarınızdan bir örnek verebilir misiniz?

Tabii, HAYES LEMMMERZ firmasının logosunu özgün bir tasarım yaptık. Bunun resimlerini vermek isterim, uygulaması çok ilginç bir çalışma olmuştu. Tabii bu biraz da müşterinin konuya bakış açısıyla da ilgili. Aynı heyecanı sizi tercih eden müşterinizde de hissedince ortaya çok hoş bir çalışma çıkıyor.

Neden Tire?

Tire benim doğup büyüdüğüm yer. Bence her girişimci ahde vefa edip memleketine yatırım yapmalı. Tire aslında çok gelişmiş bir sanayi bölgesine sahip. Otoyol nedeniyle birçok merkeze ve tedarikçimize yakınız. Pek kırsal sayılmasa da İzmir’e 90 km uzaklıkta. Zaten bütün operasyonlarımızı müşterilerimizin kendi bölgelerinde gerçekleştiriyoruz. Biz bunu avantaja dönüştürmeyi bildik.

Bize geleceğe dair projelerinizden biraz bahseder misiniz?

Şu anda Tire Organize Sanayi Bölgesi’nin hemen yanında bir fabrika inşaatımız sürüyor. Önümüzdeki 4. çeyrekte bitirmeyi planlıyoruz. Çevreye zarar vermeyecek şekilde yeşil bir proje. Burada sabit demo olarak gösterebileceğimiz farklı tasarımlar olacak. Hatta şimdiden bu tasarımın bazı parçalarını uyguladığımız gölgeleme sistemlerini kullandık. Su deposu, garaj gölgeliği, giriş kapısı, misafirhane hatta sosyal tesisleri bu şekilde planladık. Bir kısmını da gerçekleştirdik.

Ürün geliştirme ile gelecek hedefleriniz neler?

Burada bir konuya daha değinmek isterim, iyi bir Ar-Ge ekibimiz var. Yarı zamanlı buna katılan mühendis arkadaşlarımız var. Otomatik açılır kapanır, hidrolik sistem tahrikli 100 m2 ve üzeri standart ürün üretmeyi planlıyoruz. Bunların ön çalışmaları ve prototip çalışmalarına başladık. Ar-Ge konusunda iddialıyız diyebilirim.

Diğer bir konu ise fleks güneş enerjisi hücreleri ile kendi kendine yeterli aydınlatması ve çalışması olan bir proje üzerine çalışmaya da başladık. Bunun araştırmalarına devam ediyoruz. Bu konuya en çok yabancı müşterilerimiz ilgi duyuyor. Yakın bir gelecekte bu tür sistemler bir gereklilik olacak.

Sektörünüzün sorunlarından bahsetmek ister misiniz?

Elbette, her ne kadar gelişmekte olan bir sistem üzerinde çalışıyorsak da bu işi hakkını vererek yapan insanların yanı sıra statik ve dinamik testlerini simule etmeden proje yapan firmalar var.  Haliyle maliyetleri düşük oluyor. Sonrada uygulama sırasında veya sonrasında bir fırtına anı veya kar yükü diyebiliriz mekanik veya iklimsel sorunlar çıkıyor. Bu da haliyle maddi kayıp ve yaralanmalı hatta ölümcül kazalar sebep olabiliyor. Kimsenin işini küçümsemek istemem ama bir tente imalatçısı bile böyle bir işe girişebiliyor. Hatta bu konuda uygulaması yapılmış bizim düzeltmemizi istedikleri veya yeniden yapılması istenen projeler tekrar bize geliyor.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com