Connect with us

Mimarlık

Yazlık evler için farklı dekorasyon önerileri

Yayın Tarihi:

on

Yaz aylarının kapıya dayandığı şu günlerde yazlık dekorasyon için fikir arayışları da başladı. Konut projelerinin yanı sıra havuz ve bahçe tasarımlarında da farklı fikirleri hayata geçiren EDDA Mimarlık Kurucusu İç Mimar Eda Tahmaz, yazlık ev dekorasyonunun püf noktalarını, sezonun trendlerini, havuz ve bahçe tasarımlarında dikkat edilmesi gereken kriterleri analiz etti. İç mekânların daha da renkleneceği yeni sezonda beyaz ahşap kullanımı da yükselişe geçerken dış mekânda havuz başı alanlar daha samimi ve konforlu bir atmosfere bürünüyor.

Ferah ve dinamik dekorasyon

Dekorasyonda ferah ve dinamik bir görünümün hedeflendiği yazlık evler için önerilerini aktaran EDDA Mimarlık Kurucusu İç Mimar Eda Tahmaz, genellikle beyazın hâkim olduğu iç mekânlarda farklı noktalarda kullanılacak canlı renkler ile enerjinin yükseltilebileceğini, aynı zamanda malzeme seçiminde beyaz ahşap ile arzu edilen hafif görünüm yakalanabilecekken dış mekânda da sosyalleşme alanı olarak görülen havuz başı ve bahçe tasarımlarının da en az iç mekân dekorasyonu kadar önemli olduğunu vurguladı.

Işığı en iyi yansıtan renk olarak yazlık ev dekorasyonunda sıklıkla tercih edilen beyaz rengin mekânı olduğundan daha büyük ve ferah göstermesi sebebiyle dekorasyon için doğru seçim olduğunu dile getiren Eda Tahmaz, yeşil, mor, kırmızı, çivit mavisi gibi canlı renkleri aksesuarlarda ve tekstil ürünlerinde tercih ederek mekân içerisindeki enerjiyi yükseltebileceğimizi belirtiyor. Mavi ve beyaz desenli tekstil ürünleri veya mobilyalar ile dekorasyona aynı zamanda marin temasının da getirilebileceğini aktaran Tahmaz’a göre, güneşi mekan içerisine alan sarı, bu yaz, dekorasyon düşkünlerini mest edecek. Sarı detaylara sahip aydınlatma elemanları, sarı objeler veya sarı bir puf, mekân içerisindeki havayı daha içten bir hale getirecek. Desenlerde hayvan baskıları ile özellikle de zebra ve leopar desenlerinin revaçta olacağını belirten iç mimar; tek bir duvarda tercih edilecek zebra desenli duvar kâğıdının mekâna şık bir görünüm katacağı görüşünde.

Bugüne kadar gerçekleştirdiği tüm projelerinde doğal malzeme kullanımına özen gösteren Tahmaz; yazlık evler için de zemin kaplamalarında ve mobilyalarda tercih edilebilecek beyaz ahşabın sezona damgasını vuracağı yönünde ipuçlarını paylaşırken doğal taş kullanımının hiçbir zaman demode olamayacağını; mermerin iç mekanlara getirdiği yalın ve hafif görünümün özellikle de yazlık evler için bir vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.

Açık küvet alanları

Evler ile bütünleşen havuz başı alanlarında ise havuz ile bütünleşen hidromasajlı açık küvet alanları da oluşturularak; tüm aile fertlerinin bir arada daha çok vakit geçirmelerine olanak sunulduğunu aktaran iç mimar; havuz başı alanlarında özellikle güneşe ve suya dayanıklı; solmayan ve leke tutmayan kumaşlardan oluşan mobilyaların kullanılmasını gerektiğini; bir tente; güneş şemsiyesi veya tik ahşap gölgeliklerle tasarlanmış bir açık hava odası ile havuz keyfinin daha da arttırılabileceğini dile getiriyor.

Özellikle güneşlikli daybed’ler ile; açık hava odanızda yer verdiğiniz dış mekan kanepeleri; minderler ve puflarla samimi ve konforlu bir havuz başı atmosferi yaratılabileceğini aktaran iç mimara göre; havuzun içinde ise cam mozaikler; seramik karolar veya doğal taşlar kullanılabilir. İthal cam mozaikler, natürel renkler ve desenler ile çok canlı ve doğal bir görünüm elde edilebilir. Antislip; yani kaymaz özellik taşıyan doğal taşlar ve karolar ise kayma riski olan alanlar ile havuz çevresi için güvenli bir zemin oluşturur. Tik ahşaplar; hasır örgüler veya rattan dokular havuz kenarı için mobilya tercihlerinizde uyumlu ve dengeli bir bütünlük yaratacaktır.

Devamını Oku
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mimarlık

Sonbahar renkleri ile sezonun dekorasyon trendleri

Yayın Tarihi:

on

Yaz mevsiminin rehavetini üzerimizden atıp yeni sezona hazırlandığımız bu günlerde yılın sonbahara özgü dekorasyon trendlerini analiz eden EDDA Mimarlık Kurucusu İç Mimar Eda Tahmaz, toprak tonlarına eşlik eden sarılar ve yeşillerin yanı sıra iç mekanlarda yükselen ahşap kullanımını ve yeni eğilimleri aktardı.

Sonbaharın belki de en belirleyici özelliklerinden biri, renkleri. Doğanın bütünüyle, sarı, turuncu, koyu kırmızı ve kahverengiye büründüğü bu mevsim, iç mekanlara da yansıyor. İç Mimar Eda Tahmaz, toprak tonları, yeşil, sarı ve turuncu gibi sonbahar renkleri üzerinden sezonun dekorasyonun trendlerini analiz ederken aynı zamanda kır yaşamından ilham alan evlerin ve ahşap kullanımının son dönemin gözde trendlerinden olduğunu belirtiyor. 

Sararan doğa ile beraber ilhamını kır evlerinden ve country stilinden alan dekorasyonların da yükselişe geçtiğini vurgulayan Tahmaz, bej ve kahverengi tonlarında yaratılacak bir dekorasyonun bu görünüm için ideal olduğunu ifade ediyor. Duvarlarda kullanılan bej renge eşlik eden ahşap mobilyalar ve toprak tonlarında tekstil ürünleri ile sıcak ve samimi bir güz atmosferi yaratmak mümkün. Desenlerde ise hayvan figürleri ile yine leopar, zebra ve inek gibi hayvan desenleri ön plana çıkıyor. Mekana dinamizm katmak için canlı renklerden de faydalanılabileceğini aktaran Tahmaz’a göre, mavi-gri, turkuaz; yeşil ve kırmızı renkler; toprak tonları ile kombinlendiğinde sadece kahverengi tonlarından oluşan tekdüze bir görüntünün önüne geçerek dekorasyona cazibe katıyor.

Yeşilin koyu tonlarının sezonun favorilerinden olduğunu belirten iç mimar; duvar kağıtlarında; koltuk döşemelerinde ve tekstil ürünlerinde bu renkten faydalanarak dekorasyona daha iddialı bir görünüm kazandırılabileceği görüşünde. Özellikle vintage mobilyalarda kadife kumaş ile beraber daha da ön plana çıkan koyu yeşiller; bu sezonda dekorasyon severlerin ilgisini daha da çok çekiyor. Bu renge eşlik edecek dinamik renklerin başında hardal sarısı ve turuncu tonlarının olduğu belirten iç mimar; dekorasyonda yaşanan 70’li yıllara dönüşün etkilerinin daha uzun yıllar devam edeceğinin de altını çiziyor. Bu etki; kıvrımlı hatlara sahip mobilyalar; aksesuarlarda benimsenen büyük; geometrik formlar ve ekose desenler ile daha da pekiştirilebilir.

Devamını Oku

Mimarlık

Merdivenler / Dikey Sirkülasyon Araçları yeni baskısıyla kitapçılarda

Yayın Tarihi:

on

Prof. Abdullah Sarı tarafından kaleme alınan ve yeni baskısı uzun süredir beklenen Merdivenler / Dikey Sirkülasyon Araçları kitabı, YEM Kitabevi etiketiyle yeniden raflardaki yerini aldı.

Prof. Abdullah Sarı tarafından hazırlanan Merdivenler/ Dikey Sirkülasyon Araçları başlıklı kitap, 50 yılı aşkın bir süredir Türkiye’deki mimarlık ve tasarım eğitiminin temel başvuru kitaplarından biri olma niteliğini sürdürmektedir.

En önemli yapı bileşenlerinden biri olan “merdiven”leri inceleyen bu kitap, başta mimarlık, iç mimarlık, inşaat mühendisliği öğrencileri ve öğreticileri olmak üzere yapı tasarlayan, üreten herkes için konu hakkındaki en temel bilgileri bir arada sunuyor. Bu nedenle kitapta, uygulama örnekleri en aza indirgenerek çoğunlukla merdivenlerin biçimlenmesini, boyutlandırılmasını ve düzenlenmesini etkileyen ana faktörler açıklanıyor.

Yapı bileşenlerinin nasıl tasarlanacağı; bunlarda çeşitli etkenlere karşı hangi önlemlerin alınacağına ve seçenekler arasından en uygun olanın belirlenerek rasyonel çözümün nasıl gerçekleştirileceğine karar vermek bilimsel bir yöntem gerektirir. Bununla birlikte, özellikle öğrencilerin yapı bileşenleriyle ilgili ayrıntıları ezberlemek yerine, gerektiğinde kaynaklara başvurma yeteneği kazanmaları ve bu alandaki temel bilgileri tasarım aşamasında yeniden hatırlama çabası içine girmeyecek düzeyde kavramış olmaları gerekir.

Bu amaca hizmet etmesi için hazırlanan kitap, merdivenleri, tanımından türlerine; basamak ve sahanlık boyutlarından genişliğine ve eğimine; taşıyıcı kısım, kaplama, korkuluk konstrüksiyonlarından taş, betonarme, ahşap, metal gibi yapısal özelliklerine; korkuluk, küpeşte, dolgu konstrüksiyonlarından çizimsel anlatımlarına uzanan bir yelpazede, yalın bir dille aktarıyor. 

1921 yılında Develi’de doğan Abdullah Sarı; 1940’ta Afyon Lisesi’ni; 1946’da İTÜ Mimarlık Fakültesi’ni bitirmiştir. Aynı fakültenin Yapı Bilgisi Kürsüsü’ne asistan olarak atanmış; 1949’da yeterlik sınavını vermiş; 1958’de doçent; 1968’de profesör unvanını almış ve 1988 yılında emekli olmuştur. Abdullah Sarı; 42 yıllık görev süresince başta İTÜ Mimarlık Fakültesi olmak üzere; Maçka Teknik Okulu; Maçka Mimarlık Fakültesi; Işık Mimarlık-Mühendislik Yükseokulu; Trabzon Üniversitesi Mimarlık Fakültesi; Ankara Mimarlık-Mühendislik Yüksekokulu gibi kuruluşlarda öğretim üyeliği yapmıştır. Yine aynı kuruluşlarda Şube Şefliği; Bölüm Başkanlığı; Anabilim Dalı Başkanlığı; Müdürlük ve Dekanlık gibi yönetim görevlerinde bulunmuş; meslektaşlarıyla birlikte girdiği mimari proje yarışmalarında mansiyon; ikincilik ve birincilik ödülleri kazanmıştır.

Abdullah Sarı’nın; Merdivenler/ Dikey Sirkülasyon Araçları kitabının yanı sıra Konut Yapılarında Dış Duvarlar ve Bina İnşaatında Alüminyum adlı çalışmaları da yayımlanmıştır.

Devamını Oku

Mimarlık

Sulusaray Termal Tesisi projesinde Studio Vertebra imzası

Yayın Tarihi:

on

Tokat, Yozgat ve Sivas illerinin kesişiminde bulunan, Studio Vertebra tasarımı Tokat Sulusaray Termal Tesisi, doğal siluetle uyumlu ve kentin tarihi kalıntılarından referans alan yaklaşımı ile kent belleğini yaşatmayı ve turizmi canlandırmayı hedefliyor.

Kuruluşundan bu yana mimari, iç mimari ve restorasyon alanlarında ulusal ve uluslararası ölçekte “çok disiplinli” çalışmalar yürüten, Baş Mimar Gencer Yalçın, Y. Mimar Dilşad Öktem Aslaner, Y. Mimar Bahar Yücel ve İç Mimar Efe Kağan Hızar’ın ortaklığındaki, İstanbul merkezli tasarım ofisi Studio Vertebra, Tokat, Yozgat ve Sivas illerinin kesişiminde önemli bir lokasyonda yer alan Tokat Sulusaray Termal Tesisi projesinin tasarımına imza atıyor. 

Tokat’ın Sulusaray ilçesinde, Tokat Valiliği’nin desteğiyle hayata geçirilen 4.370 m² inşaat alanına sahip Sulusaray Termal Tesisi projesi, turizmi canlandırarak bölge halkının sosyo-ekonomik yapısına katkıda bulunacak olmasıyla da büyük önem taşıyor. 

Sulusaray’da yer alan Sebastapolis Antik Kenti’ndeki kazı çalışmaları sonucunda ortaya çıkan; iki bin yıllık geçmişe sahip Bizans dönemi hamam kalıntıları ve sıcak su kaynağının bölge için tarihsel süreçteki önemi, Studio Vertebra’nın tasarımındaki önemli çıkış noktalarından biri olmuş. Tokat Sulusaray Termal Tesisi proje alanında yer alan ve 1980’lerde aktif olarak kullanılan; zamanla terk edilerek atıl durumda kalsa da bölge halkının belleğinde hatıra olarak yaşayan apart; hamam ve otel yapılarının yeniden ele alındığı projenin omurgasını topoğrafyaya bağlanarak onun bir parçası olan bir saçak tasarımı oluşturuyor. 

Çevresinde yüksek ağaçların, geniş yeşil alanların ve kayalıklı tepelerin olduğu bir coğrafyada yer alan tesisin tasarımında doğal silüeti bozmadan onun bir parçası olmayı amaçlayan Studio Vertebra, bu saçak tasarımı ile arazi içerisinde bulunan iki tepeciği yatayda birbirine bağlamış. Bu bağlamda saçak ve topoğrafya, projenin ana fikrini oluşturan bütünleyici ve bağlayıcı faktörler olarak öne çıkıyor.

Silüete lineer etki eden bu saçak; giriş boşluğu ve bunu karşılayan meydanla birlikte özel ve kamusal kullanım alanlarını fonksiyon olarak ikiye ayırmış. Özel alanlar iki katlı; içerisinde galeri boşluğu olan ve geniş ailelere uygun olarak tasarlanmış apartlardan oluşurken; kamusal alanlar ise termal tesis projesi içinde yer alan hamamlar; termal havuzlar ve aileler için özel alanların bulunduğu birimleri kapsıyor. Tokat Sulusaray Termal Tesisi’nde özel ve kamusal fonksiyonlara ek olarak; bu saçağa eklemlenen sosyal tesis ve topoğrafyaya oturan; küçük aileler için tasarlanmış apartlar da yer alıyor.

Studio Vertebra; Tokat Sulusaray Termal Tesisi’nin cephesinde ahşap; taş ve cam gibi doğal ve zamansız malzemeler kullanarak yapının bulunduğu çevreyle olan ilişkisini kuvvetlendirmiş. Cephe ve çevrenin iç mekandaki yansıması; yüksek; sade ve aydınlık mekanların oluşumuna etki etmiş. Güneş ışığından maksimum seviyede yararlanmak amacıyla yüksek pencereler tasarlanmış ve mekanların peyzaj alanlarıyla görsel ilişki kurması sağlanmış. Tesis içinde yer alan kadınlar havuzu; mahremiyeti sağlamak amacıyla etrafı pergolalarla çevrilmiş bir iç bahçeye açılıyor. 

38.273 m² arsa alanı içinde toplam 2.800 m² taban alanına sahip olan Tokat Sulusaray Termal Tesisi’nin çevre peyzajı; içinde yürüyüş ve koşu parkurları; rekreasyon alanları; çocuklar için oyun alanı ve çiçek bahçesi bulunan bir koru olarak değerlendirilmiş ve koru içinde engelliler için de rampalarla ulaşım sağlanmış.

Studio Vertebra’nın; bulunduğu coğrafya ile uyumlu; zamansızlık ve yalınlık üzerine kurulu bir tasarım anlayışı ile biçimlendirerek bölge halkının ihtiyaçlarına cevap vermeyi amaçladığı Tokat Sulusaray Termal Tesisi’nin Tokat’ta turizmin gelişmesine katkıda bulunması öngörülüyor.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com