Connect with us

Mimarlık

Yazlık evler için farklı dekorasyon önerileri

Yayın Tarihi:

on

Yaz aylarının kapıya dayandığı şu günlerde yazlık dekorasyon için fikir arayışları da başladı. Konut projelerinin yanı sıra havuz ve bahçe tasarımlarında da farklı fikirleri hayata geçiren EDDA Mimarlık Kurucusu İç Mimar Eda Tahmaz, yazlık ev dekorasyonunun püf noktalarını, sezonun trendlerini, havuz ve bahçe tasarımlarında dikkat edilmesi gereken kriterleri analiz etti. İç mekânların daha da renkleneceği yeni sezonda beyaz ahşap kullanımı da yükselişe geçerken dış mekânda havuz başı alanlar daha samimi ve konforlu bir atmosfere bürünüyor.

Ferah ve dinamik dekorasyon

Dekorasyonda ferah ve dinamik bir görünümün hedeflendiği yazlık evler için önerilerini aktaran EDDA Mimarlık Kurucusu İç Mimar Eda Tahmaz, genellikle beyazın hâkim olduğu iç mekânlarda farklı noktalarda kullanılacak canlı renkler ile enerjinin yükseltilebileceğini, aynı zamanda malzeme seçiminde beyaz ahşap ile arzu edilen hafif görünüm yakalanabilecekken dış mekânda da sosyalleşme alanı olarak görülen havuz başı ve bahçe tasarımlarının da en az iç mekân dekorasyonu kadar önemli olduğunu vurguladı.

Işığı en iyi yansıtan renk olarak yazlık ev dekorasyonunda sıklıkla tercih edilen beyaz rengin mekânı olduğundan daha büyük ve ferah göstermesi sebebiyle dekorasyon için doğru seçim olduğunu dile getiren Eda Tahmaz, yeşil, mor, kırmızı, çivit mavisi gibi canlı renkleri aksesuarlarda ve tekstil ürünlerinde tercih ederek mekân içerisindeki enerjiyi yükseltebileceğimizi belirtiyor. Mavi ve beyaz desenli tekstil ürünleri veya mobilyalar ile dekorasyona aynı zamanda marin temasının da getirilebileceğini aktaran Tahmaz’a göre, güneşi mekan içerisine alan sarı, bu yaz, dekorasyon düşkünlerini mest edecek. Sarı detaylara sahip aydınlatma elemanları, sarı objeler veya sarı bir puf, mekân içerisindeki havayı daha içten bir hale getirecek. Desenlerde hayvan baskıları ile özellikle de zebra ve leopar desenlerinin revaçta olacağını belirten iç mimar; tek bir duvarda tercih edilecek zebra desenli duvar kâğıdının mekâna şık bir görünüm katacağı görüşünde.

Bugüne kadar gerçekleştirdiği tüm projelerinde doğal malzeme kullanımına özen gösteren Tahmaz; yazlık evler için de zemin kaplamalarında ve mobilyalarda tercih edilebilecek beyaz ahşabın sezona damgasını vuracağı yönünde ipuçlarını paylaşırken doğal taş kullanımının hiçbir zaman demode olamayacağını; mermerin iç mekanlara getirdiği yalın ve hafif görünümün özellikle de yazlık evler için bir vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.

Açık küvet alanları

Evler ile bütünleşen havuz başı alanlarında ise havuz ile bütünleşen hidromasajlı açık küvet alanları da oluşturularak; tüm aile fertlerinin bir arada daha çok vakit geçirmelerine olanak sunulduğunu aktaran iç mimar; havuz başı alanlarında özellikle güneşe ve suya dayanıklı; solmayan ve leke tutmayan kumaşlardan oluşan mobilyaların kullanılmasını gerektiğini; bir tente; güneş şemsiyesi veya tik ahşap gölgeliklerle tasarlanmış bir açık hava odası ile havuz keyfinin daha da arttırılabileceğini dile getiriyor.

Özellikle güneşlikli daybed’ler ile; açık hava odanızda yer verdiğiniz dış mekan kanepeleri; minderler ve puflarla samimi ve konforlu bir havuz başı atmosferi yaratılabileceğini aktaran iç mimara göre; havuzun içinde ise cam mozaikler; seramik karolar veya doğal taşlar kullanılabilir. İthal cam mozaikler, natürel renkler ve desenler ile çok canlı ve doğal bir görünüm elde edilebilir. Antislip; yani kaymaz özellik taşıyan doğal taşlar ve karolar ise kayma riski olan alanlar ile havuz çevresi için güvenli bir zemin oluşturur. Tik ahşaplar; hasır örgüler veya rattan dokular havuz kenarı için mobilya tercihlerinizde uyumlu ve dengeli bir bütünlük yaratacaktır.

Devamını Oku
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mimarlık

Şerif Soğukbulak: “Özel mimarlık projeleri pandemiden daha fazla etkilenecek”

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Pek çok sektörde etkileri hissedilen koranavirüs salgını mimarlık sektörünü de etkilemeye başladı. Nakit akışında bozulmalarla kendini gösteren salgının mimarlık, iç mimarlık ve tasarım sektörlerine etkilerini mimar Şerif Soğukbulak değerlendirdi.

Artstyle Mimarlık’ın kurucusu mimar Şerif Soğukbulak, koronavirüsün mimarlık ve iç mimarlık sektörlerine etkilerine ilişkin, “Mimarlık ve iç mimarlık başta olmak üzere bağlantılı sektörlerde ciddi bir nakit akışı sorunu göze çarpıyor. Bu projelerin yavaşlamasına ya da durmasına yol açıyor. Özel mimarlık projeleri pandemiden daha fazla etkilenecek gibi görünüyor.” dedi.

Salgın sebebiyle devlet teşvik ve desteklerinin önemine değinen Soğukbulak, “Koronavirüs sebebiyle başka teşvik ve desteklere de ihtiyaç olabilir. Firmalar çalışanlarını ücretsiz izne ayırmak zorunda kalıyor. Bu durum milli bir bakış açısı ile ele alınmalı.” diye konuştu. Genç mimar, koronavirüs sebebiyle yurt içindeki projelerini yavaşlattıklarını; yurt dışındaki projelerini de durdurmak zorunda kaldıklarını söyledi.

“Pandeminin etkisi 3 ila 5 ay daha devam edebilir”

Mimar Şerif Soğukbulak, koronavirüsün mimarlık sektörünü derinden etkilediğini ve etkilerinin önümüzdeki aylarda da görüleceğini vurguladı. Tasarım ve mimarlık dünyasının merakla beklediği Milano Tasarım Haftası’nın ve Venedik Mimarlık Bienali’nin ertelendiğini hatırlatan genç mimar, İstanbul’da mart ayında yapılması planlanan; mimar, iç mimar, tasarımcı, yatırımcı ve akademisyenlerin buluştuğu “MIMARSIV Selection 2020” etkinliğinin de ileri bir tarihe ertelendiğini anımsattı.

Şerif Soğukbulak, tüm bu ertelemelerin mimarlık sektöründeki gidişat hakkında fikir verdiğine işaret ederek, şunları ifade etti; “Koronavirüs, bizim sektörümüzde de olumsuz bir durum oluşturdu. Avrupa ülkelerinin koronavirüsün merkezi haline gelmesi, bizim gibi Avrupa’ya veya yurt dışına iç mimarlık ve tasarım ihraç eden firmaların işlerini aksattı. Biz, Avrupa ülkelerindeki projelerimizi askıya aldık. Şimdilik yakın tarihle ilgili bir öngörüde bulunamıyoruz; ancak yaz aylarında yarım kalan yurtdışı projelerimize devam ederiz diye umuyoruz.”

Şerif Soğukbulak, salgının sektöre etkilerine ilişkin de şu öngörülerde bulundu; “Mimarlık ve iç mimarlık başta olmak üzere bağlantılı sektörlerde ciddi bir nakit akışı sorunu göze çarpıyor. Bu projelerin yavaşlamasına ya da durmasına yol açıyor. Özel mimarlık projeleri pandemiden daha fazla etkilenecek gibi görünüyor. Pandeminin etkisinin 3 ila 5 ay kadar daha devam edeceğini tahmin ediyorum.”

“Hiçbir iş insan hayatından önemli değil”

“Türkiye’de mimarlık sektörü ile bağlantılı olan inşaat sektöründe 1 milyon 200 bin işçi çalışıyor. Milli ekonomiye önemli katkısı olan bu sektörlerin ayakta durması için devlet teşvikleri çok önemli.” diyen Soğukbulak, “Araştırmalara göre Türkiye’de iş dünyasının yaklaşık yüzde 70’i koronavirüsün etkilerinden çok endişe ediyor. Hayatımızın her alanını etkisi altına alan salgından endişe etmemek düşünülemez. Seyahat kısıtlamaları sebebiyle yurt dışına gidemiyoruz. Uzun süreli sokağa çıkma yasağı da olursa artık tamamen içimize kapanmak zorunda kalacağız. Tabi önemli olan pandeminin sona ermesi. İşler bir şekilde toparlanabilir; hiçbir iş insan hayatından önemli değildir.”

“Başka devlet teşviklerine ve desteklerine ihtiyaç olabilir”

Daha kaotik senaryolar da olduğunu belirten mimar Soğukbulak, şöyle devam etti; “Virüsün etkisinin 7 aydan daha fazla süreceğini düşünenler de var. Mimarlık ve inşaat sektörü şu anda bekleme pozisyonunda. Ama öncelikle salgının hayatımızdan çıkmasını beklemek zorundayız. Şu anda yurtdışı projeler durdu. Bu, aynı zamanda ülkeye döviz girdisinin de düşeceği anlamına geliyor. Yurt içi piyasada da projeler yavaşladı veya durdu. Yani pandeminin ekonomik zararları bir süre dünyanın ve ülkemizin gündeminde olacak. Ama devlet teşvikleri ve milli mücadelemizle bu sorunun üstesinden geleceğimizi umut ediyorum.”

Şerif Soğukbulak, koronavirüs sebebiyle devletin firmalar için yaptığı düzenlemelerin, teşviklerin ve desteklerin önemine de değinerek, “Devletin KDV indirimi, muhtasar beyanname sürelerini uzatması, SGK prim ödemelerini ertelemesi, kredi, faiz ve finansman desteği teşvikleri birçok sektörde olduğu gibi mimarlık sektöründe de faydalı oldu. İhracattaki yavaşlama sürecinde stok finansmanı desteği de önemliydi. Ancak koronavirüs sebebiyle başka teşvik ve desteklere de ihtiyaç olabilir. Örneğin; firmalar çalışanlarını ücretsiz izne ayırmak zorunda kalıyor. Yani bir nakit darboğazı söz konusu. Hükümetin bu durumu milli bir bakış açısı ile ele alması gerektiğini düşünüyorum.” sözlerini kaydetti.

Devamını Oku

Mimarlık

Temizlik Alışkanlıklarımız Ezberlerimizin Dışına Çıktı..

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Y.Mimar Feza Ökten Koca:

“Temizlik Alışkanlıklarımız Ezberlerimizin Dışına Çıktı…”

Ödüllü ofis ve konut projeleri ile uluslararası çapta başarılara imza atan Elips Tasarım Mimarlık Kurucusu Y. Mimar Feza Ökten Koca, virüslerle savaştığımız bugünlerde yaşam alanlarımızı bazı mimari önlemlerle daha hijyenik ve sağlıklı bir hale getirmenin yollarını aktardı.

Elips Tasarım Mimarlık Kurucusu Y.Mimar Feza Ökten Koca, virüs salgını ile savaştığımız bugünlerde yaşam alanlarımızı nasıl daha hijyenik ve sağlıklı bir hale getirebileceğimizi aktardı. Mimari tasarımlarda en başta alınacak temel kararların kullanıcı sağlığını büyük ölçüde koruyacağını dile getiren Feza Ökten Koca, öncelikle mekanların gün ışığı alacak ve temiz hava ile havalandırılabilecek şekilde tasarlanmasının önemini vurguluyor.

Bugüne kadar günün koşturmasından evlerimizde geçirebildiğimiz vakitlerin kısıtlı olduğunu, bazı durumlarda olması gereken detayları es geçtiğimizi vurgulayan Y.Mimar Feza Ökten Koca, gerek uykuda gerekse dinlenerek geçirdiğimiz saatlerin sağlığımızı oldukça etkilediğini, her ne kadar günlük yapılan temizliklerle evlerimizin hijyenik olduğunu düşünsek de virüslerin standart bir temizlikle yok olmadığını belirtiyor.

Mimari tasarımda ilk başta alınacak temel kararların kullanıcı sağlığını büyük ölçüde koruyacağını aktaran mimar, öncelikle mekanların gün ışığı alması ve temiz hava ile havalandırılmasını sağlayacak şekilde cephe doluluk ve boşluklarının doğru belirlenmesi gerektiğini dile getiriyor ve ekliyor: “Duvarlarda kullanılan malzemeler de binanın hava almasına engel olmamalıdır, özellikle enerji verimliliği açısından cephelerde kullandığımız mantolama malzeme seçimlerine çok dikkat etmek gerekir, bu malzemeler binanın hava almasına engel olmamalıdır.”

Ev içi mekan yerleşim organizasyonunu yaparken bugüne kadar alışılagelen mekan yerleşiminin sağlık açısından sıkıntılara yol açtığından söz eden Feza Ökten Koca, yatak odalarını düzenlerken, uyuduğumuz mekanda sadece yatağın olması gerektiğini, gardıropların uyunan ortamda olmasının, tekstillerin tozumasından dolayı solunan havanın bozulmasına neden olacağını aktarıyor ve ekliyor: “Bu nedenle mutlaka kıyafetlerimiz kapı ile ayrılmış başka bir mekanda, gardıropların içinde olmalıdır, bu alanlara giyim odası diyoruz. Her ne kadar bu mekanlar lüks gibi görünse de kullanıcı sağlığı açısından bir gerekliliktir.” Bir diğer hatanın da evlerde bulunan banyo sayıları olduğundan bahseden mimar, evde kaç kişi yaşayacaksa mümkün olduğunca o sayıda banyo bulunması gerektiğini, kişisel hijyen açısından bir banyonun maksimum iki kişi tarafından kullanılmasının uygun olduğunu dile getiriyor.

Evlerde çok sık tadilat yaptırmanın ekonomik açıdan kolay olmadığından bahseden Feza Ökten Koca, yine de en az iki yılda bir evleri boyatmanın önemini dile getiriyor. “Aslında boyalarımız kirlenmemiş bile olsa bu karar ev detoksu yapmak için gereklidir. Boya sırasında tüm duvara monte dolapların sökülmesi ve duvarların temizlenmesi sağlanmalıdır. Özellikle mutfak dolapları ve tavana kadar olan gardıroplar sökülmeden boya işlemleri yapılır, ancak evin gerçekten temizlenmesi isteniyorsa her şeyin demonte edilerek ev temizlendikten sonra tekrar monte edilmesi gerekir.” diyen mimar, evde diğer tehlikelerin de paslanmaya başlayan bataryalar, uzun süre kullanılan koltuk ve yataklarda oluşan gözle görünmeyen canlılar, hijyenik özelliğini kaybetmeye başlamış olan vitrifiyeler olduğunu söylüyor.

Ayrıca Feza Ökten Koca, yaşadığımız mekanlarda rutubet düzeyinin de çok önemli olduğunu, çok sıcak ve kuru ortamda uyumanın solunum açısından sıkıntıya neden olabileceğini, soğuk ve rutubetli ortamda da oluşan küfler nedeniyle birçok sağlık probleminin ortaya çıkabileceğini sözlerine ekliyor. Çamaşır ve kurutma makinelerinin de temiz hava alan ayrı bir mekanda yer almasının rutubet seviyesi açısından olumlu olacağını vurguluyor.

Günümüzde alerjinin çok yaygın bir sıkıntı olarak ortaya çıktığından bahseden mimar,  alerji problemleri olan insanların başka rahatsızlıklara yakalanma riskinin daha yüksek olacağını dile getiriyor ve ekliyor: ‘’Yatak odalarımızda kullanacağımız hava temizleme cihazları, özel anti alerjen yastıklar ve nevresimler alerji gelişimini azaltmaktadır. Özellikle yün halılar ne yazık ki alerjik olduğundan kullanımı çok doğru değildir. Kütüphanelerimizde yer alan kitaplarımızın da sık sık çıkarılıp yer değiştirilmesi ve temizlenmesi gerekir, mümkünse kapaklı kitaplıklar tercih edilmelidir. Kapitone döşemelikler toz yuvası haline gelebilmektedir, kullanılmak isteniyorsa çok detaylı temizlenmelidir. Klima filtreleri de sağlık açısından risklidir, mutlaka düzenli bakımlarının yapılması gerekir. Evlerdeki ahşap doğramaların bakımı da çok önemlidir, küf ve böceklenme problemine karşı önlem alınmalıdır. Tüm bunlara ek olarak, evlerde laminat parke kullanımı da sağlıklı değildir, doğal ya da lamine parke tercih edilmelidir.’’

Dışarıda giyilen kıyafetlerle, ayakkabılarla eve mikrop ve virüs taşınabildiğini aktaran Feza Ökten Koca, dış kıyafetlerin havalandırılmasını, ayakkabılarla eve girilmemesini ve mutlaka eve girildiğinde kıyafetlerin değiştirilmesini öneriyor. Evlerde en çok temas halinde olunan noktaların da temizliğine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan mimar, kapı kolları, elektrik anahtarları, mutfak tezgahı, bataryalar, masa ve sandalyeler, anahtarlar ve tabi ki cep telefonlarının dikkatlice temizlenmesi gerektiğini dile getiriyor.

Geleneksel temizlik anlayışımızın değiştiğinden söz eden Feza Ökten Koca, artık temizliğe, öncelikli olarak ellerimizin dokunduğu yerler ve dışarıdan getirdiklerimiz ile başlayacağımızı vurguluyor ve ekliyor: ‘’Temizlik alışkanlıklarımız artık ezberlerimizin dışına çıktı.’’

Elips Tasarım Mimarlık Hakkında:

Elips Tasarım Mimarlık İnşaat Ltd. Şti. 1999 yılında Y.Mimar Feza Ökten Koca tarafından kuruldu. Mimari tasarım hizmetleri ile başladığı yolculuğuna yıllar içinde iç mimari tasarım ve anahtar teslim uygulama işlerini de ilave etti.  Özellikle konut, ticari alanlar, yeme-içme, mağazacılık ve eğitim alanlarında projeler üretmektedir. Bu süreçte mobilya ve aydınlatma tasarımları da üretmeye başlayan Elips Tasarım Mimarlık, daha sonra bu çalışmaları FEZA markası altında yapmaya karar vermiştir. Mimar, iç mimar ve endüstri ürünleri tasarımcılarından oluşan ekibe her sene katılan stajyer ve yeni mezunların eğitimlerine Elips Tasarım Mimarlık’ta devam etme fırsatı verilmektedir.

Feza Ökten Koca Hakkında:

Lise eğitimini Özel Darüşşafaka Lisesi’nde, üniversite eğitimini İ.T.Ü. Mimarlık Fak. Mimarlık Bölümü’nde tamamladı. 1994 yılında İ.T.Ü. Fen Bilimleri Ens. Bina Bilgisi Yüksek Lisans programından Y.Mimar ünvanı ile mezun oldu. Öğrenciliği sırasında başladığı çalışma hayatında, Orhan Çakmakçıoğlu Mimarlık Ofisi, Emlak Bankası mimari grup ve Can İnşaat’ta görev aldıktan sonra İngiltere’ye gitti ve Percy Thomas Partnership, Londra ofisinde çalıştı.

1999 senesinde Elips Tasarım Mimarlık ofisini kurdu. Mimari projelerin yanı sıra İç mimari tasarım ve uygulama çalışmalarında yoğunlaşmaya başladı. 2005 yılında Halil Ökten ile birlikte Elwo Ahşap üretim tesisini kurdu. Ele aldığı konut, ticari ve eğitim mekan projelerinin tasarımının yanı sıra, gerçekleştirilmesi konularında uzmanlaştı. Mimarlığı, sadece bina ve mekan tasarlamak değil, kullanıcıya yaşam tasarlamak olarak tanımlamaktadır. Çalışmalarında en farklıyı ararken kullanıcı odaklı, sürdürülebilir, güne uygun ve yarını kucaklayabilen tasarımlar yapmaya çalışmaktadır.

Tasarım olgusunu bir bütün olarak ele almak gerektiği düşüncesiyle mimari ve iç mimari projelere devam ederken FEZA markası altında mobilya tasarım çalışmaları da yapmaya başladı. 2013, 2014 ve 2015 yıllarında düzenlenen Alldesign fuarlarında, Design Week 2017, 3.İstanbul Tasarım Bienali’nde, Tomtom Backtohome ve Designhood 2018 etkinliklerinde mobilya koleksiyonlarını sergiledi.

2016 yılında FLY Collection parçalarından biri olan Boomerang isimli sandalye tasarımı ile Milano’da A’ Design Award ödülü aldı.

2018 yılında, BJK No1903 projesi ile Londra’da International Property Awards yarışması, Mixed-Use Interior kategorisinde Award Winner, Best of Turkey, Best of Europe ödüllerinin üzerine, Best of World ödülünü de kazanmıştır.

2012-2017 yılları arasında Darüşşafaka Cemiyeti’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Cemiyet proje komitesindeki görevi devam etmektedir.

Halen İstanbul Medipol Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak proje yürütücülüğü de yapmaktadır.

Devamını Oku

Mimarlık

Asitane’nin İstanbul’daki Ofisinde Iglo Architects İmzası

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Mimar Zafer Karoğlu ve Mimar Esen Akyar ortaklığındaki Iglo Architects, film ve fotoğraf prodüksiyon şirketi Asitane’nin İstanbul’daki ofisini tasarladı. Asitane, çalışan konforunun ve verimliliğinin maksimum düzeyde olduğu, sıcak ve dinamik bir iç mekan olarak hayata geçirildi.

Film ve fotoğraf prodüksiyon şirketi Asitane’nin Balmumcu’daki İstanbul ofisi birbirinden farklı ölçek ve fonksiyonlarda ödüllü mimari ve iç mimari projelere imza atan Iglo Architects tarafından tasarlandı.

Mimar Zafer Karoğlu ve Mimar Esen Akyar ortaklığındaki Iglo Architects, Asitane ofisini birçok parametre göz önünde bulundurarak tasarlamış. Ofisin, çalışan konforunun ve verimliliğinin maksimumda olduğu, müşterilerinin bütün ihtiyaçlarının en uygun şekilde ve eksiksiz karşılandığı, lojistik problem yaşanmayan, fonksiyon trafiklerinin birbirleriyle kesişmediği, sıcak ve konusunda tercih edilen bir mekan olması hedeflenmiş.

Tasarımda, Balmumcu’daki ofis için 300 m2 alanda film ve fotoğraf çekimleri için kullanılacak optimal büyüklükte bir stüdyo ve çevre fonksiyonları, 20 kişilik ofis alanı, yönetici, muhasebe ve yönetmen odaları, toplantı salonları ile mutfak ve kafeterya alanı kurgulanmış. Stüdyo için gereken alanın en az 160 m2 olması, doğası gereği yüksek tavana, dekor ile ışık malzemelerinin lojistiği için uygun büyüklükte bir girişe ve ayrıca depo, duş, soyunma kabinleri ve makyaj alanına ihtiyaç duyması tasarımdaki önemli girdiler haline gelmiş.

Bu doğrultuda stüdyo alanı ve çevre fonksiyonları için en uygun konum olarak ana binanın uzantısı olan depo hacmi seçilerek, bu alan tamamen soyulmuş, bölmeleri kaldırılmış, çatı çelikleri ve örtüsü tamamen yenilenmiş. Ayrıca çekimlerde kullanılacak doğal ışık etkisi için ve aynı zamanda çekim dışı hazırlık sırasında enerji tasarrufu adına üç adet büyük çatı ışıklığı yapılmış. Tüm duvarlar, komşu oldukları ofis alanlarını stüdyodaki çekimler sırasında kullanılacak yüksek volümlü müzikten izole edecek şekilde, akustik özellikli materyal ile giydirilmiş. Resepsiyon alanı, stüdyo ve ofis alanlarını ve girişlerini tanımlayacak ve birbirinden ayıracak şekilde konumlandırılmış ve çalışan trafiği ile stüdyo kullanıcısı trafiği birbirinden ayrılmış.

Açık ofis alanı iki taraflı uzun masalı, tamamı lineer ışıklı raflı, aydınlık,  sıcak atmosferli ve rahat çalışılabilecek ferah bir arter olarak tasarlanmış. Bu alanın üzerindeki terasa açılan ışık bacaları yeniden yorumlanarak gün ışığı alan doğal aydınlatmalara dönüştürülmüş ve bu arterin iki ucundaki kapalı ofis alanlarında tek cepheden gelen doğal ışığı kaybetmemek için cam bölücüler tercih edilmiş. Böylelikle mekanda hem genel bir şeffaflık elde edilmiş hem de doğal ışığın en derin noktalara ulaştırılması sağlanmış. Ayrıca bu alanın sonunda ve karanlıkta kalan yönetici ve muhasebe odalarının tavanlarına doğal ışık almalarını sağlayabilecek çatı ışıklıkları konumlandırılarak klostrofobik etkiden kurtarılmış ferah, yüksek tavanlı ve tercih edilir çalışma mekanları yaratılmış.

Gerekli fonksiyonların sığdırılması amacıyla toplantı odalarının ve mutfak bölümünün arasına konulan duvarlar açılıp gizlenebilecek şekilde tasarlanmış. Böylelikle iki toplantı odasının arasını bölen duvarlar açıldığında birleşen masalarla 14 kişilik toplantı odası elde etme imkanı olmuş. Mutfak ile ikinci toplantı odası duvarı da açıldığında tüm alanın kafe kullanımına hizmet vermesi sağlanmış. Tüm bu mobil duvarlar da değişken senaryolarda maksimum ses izolasyonu sağlayabilecek şekilde tasarlanmış. Bina önündeki teras alanını da kullanabilmek için zemine kadar inen ve açılan doğramalar kullanılmış.

Proje; Zafer KAROĞLU, Denizhan MUTLAY liderliğindeki Iglo Architects ekibi tarafından tasarlanmış.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com